Nedir.Org *
Sponsorlu Bağlantılar
admin

Godot'yu Beklerken Nedir

Sponsorlu Bağlantılar

Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle
Kitap adı: Godot’yu Beklerken
Orijinal adı: En attendant Godot
Yazar: Samuel Beckett
Çeviri: Uğur Ün & Tarık Günersel
Yayınevi: Kabalcı Yayınevi
Sayfa: 124
Baskı: 2014
Tür: Tiyatro

Konusu: Vladimir (Didi) ve Estragon (Gogo) adlı oyunun iki karakterinin bir ağaç dibinde Godot’u beklemesi. Fakat Godot gelmez, Godot zaten gelmeyecektir, belkide Godot yoktur, bilemiyoruz. Godot’yu beklerken, Vladimir ve Estragon arasında geçen zekadan yoksun, anlamsız, gereksiz, yersiz ve saçma konuşmalar geçer. Aslında bu konuşmalar hiçde anlamsız değildir. Sadece anlamak için bakmak değil görmek gerekmektedir.

Alıntı:
-gidelim.
-gidemeyiz.
-neden?
-godot'yu bekliyoruz.
-dogru.

Godot'yu Beklerken Resimleri

  • 3
    Bu resime açıklama eklenmemiş. 2 hafta önce

    Bu resime açıklama eklenmemiş.

  • 1
    Bu resime açıklama eklenmemiş. 2 hafta önce

    Bu resime açıklama eklenmemiş.

  • 0
    Bu resime açıklama eklenmemiş. 2 hafta önce

    Bu resime açıklama eklenmemiş.

Godot'yu Beklerken Sunumları

  • 4
    Önizleme: 2 hafta önce

    Godot'yu Beklerken İnceleme Yorum Slaytı (Power Point / PPTX / Sunum)

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    Süleyman Demirel ÜniversitesiGüzel Sanatlar Fakültesi Hakemli DergisiART-E 2010-05“GODOT’YU BEKLERKEN” OYUNUNDA GÖSTERGELERİN KULLANIMI1Yüksel ÖĞÜNÇSüleyman Demirel Üniversitesi, Güzel Sanatlar FakültesiSahne Sanatları Bölümü-Dramatik Yazarlık Anasanat Dalı ÖğrencisiAbsürd tiyatro bireyin dünyaya atılmışlığını, iletişimsizliğin ve eylemsizlik halinin sonucunda oluşan, kaotik ortamda düzen kurmaya çabalarken ortaya çıkan aksaklıkların ve iç çelişkilerinin toplamının sahneye yansımasıdır. Gerçeği yansıtmanın ötesinde onu ayrıştırmayı öneren bu anlayışın uygulamalarında buna bağlı olarak sahne etmenlerinin kullanımı diğer türlerden içerik ve biçem açısından farklılıklar taşır.Absürd tiyatro, gerçeği yansıtma adına benimsenmiş olanı, tüm basmakalıp kuralları yok etmek amacındadır. Bu ise, oyun, oyunculuk, sahne sanatı adına yerleştirilmiş eski formülleri silip atarak baslar. Her şeyden önce gerçeği yansıtma alışkanlığından vazgeçmeyi, gerçeği ayrıştırmayı önerir (Sener, 2000:301).Absürd tiyatro, tarihsel süreci açısından değerlendirildiğinde, bireyin ve dünyanın anlamının silindiğinin düşünüldüğü bir zaman diliminde ortaya çıkmıştır. Bu yapıyı ifade eden oyun kişileri, zaman, mekan, diyalog örgüsü ve dilde önceki tiyatro anlayışlarını reddederek kendine uygun düzenlemeler ortaya çıkarır. Bu nedenle Sevda Şener tarafından karşı tiyatro olarak da adlandırılır.“Karşı tiyatro”, tiyatro olarak kabul edilmiş olana benzemeyen, bu anlamda tiyatro olamayan tiyatro anlamına gelir. Karşı tiyatroda zaman ve yer yaşam mantığı içinde kullanılmaz, hatta bazen bunlardan bahsedilmez. Oyun kişilerinin özellikleri ve çoğu örnekte olduğu gibi adları da belli değildir.

    2. Sayfa
    2Süleyman Demirel ÜniversitesiGüzel Sanatlar Fakültesi Hakemli DergisiART-E 2010-05Olayların gelişiminde ve oyun kişilerinin karakter yapılarında tutarlılık gözetilmez. Absürd tiyatronun bu özelliği amacı belli olmayan, mantığa aykırı olan insan yaşamına benzer ve bu benzeyişi ile yaşamı anımsatır. Böyle bir tiyatroda seyircinin sahnedeki oyun kişileri ile özdeşleşmesi olanaksız hale gelir. Bu bakımdan absürd tiyatrodaki yadırgatmanın Brecht tiyatrosundaki yadırgatmadan daha güçlü olduğu iddia edilir (Sevda Şener’den aktaran Fatma Kurt, 2009:6).Günümüzde insanın hızlı, tüketime endeksli, rekabetçi yaşamında bilinçdışına ittiği, kaygılar, tutkular ve anlam arayışının parçaları sahnede yansılanmaya çalışılır. Feud’un “Uygarlığın Huzursuzluğu”nda değindiği gibi her ikisi arasında oluşan çelişkinin izleri bireyin trajik bir durumu olarak öne çıkar. Özellikle Beckett’in oyunlarında öne çıkan göstergeler, modern insanın düşünsel çıkmazlarına birebir göndermelerde bulunur. Dekorun, ışığın, aksesuarın ve müziğin kullanımı bireyin varoluş sorunu ile çevrelendiği örtük durumun gösterilmesini sağlar.Absürd tiyatronun geleneksel tiyatrodan ayrılan en önemli özelliği biçimsel yapısıdır. Bu biçimsellik çoğunlukla görsel ve işitsel olarak yarattığı saçmalık durumu ile kendini göstermektedir. Absürd tiyatro biçimsel bir tiyatrodur, ya da diğer bir deyişle biçimlerin tiyatrosudur. Buradaki biçim hem sahne araçlarının hem de metnin biçimselliğidir. Görsel ve işitsel olanın bu denli ön plana çıkması, sahnelemelerde kültürlerarası geçişlerde çok az değişime uğratılmak zorunda kalan göstergelerle sağlanmaktadır (Demirtaş, 2008:11).Dil dışında kostümler ve diğer kullanımlar ile “saçma” kavramına bir fotoğraf sunulmuş olur. Godot’yu Beklerken’de “bekleme” eylemi doğrultusunda oluşan fotoğraf, bireyin belleğinde bir yolculuğu başlatır. Bu yolculuk, insanın milyonlarca yıl içinde uygarlaşma aşamalarında yaşadığı duraksamaların izdüşümlerini ortaya çıkarır.

    3. Sayfa
    3Süleyman Demirel ÜniversitesiGüzel Sanatlar Fakültesi Hakemli DergisiART-E 2010-05İletişimsizlik, yabancılaşma, korku ve uyumsuzluk duygusu son aşamada insansızlaşmaya yol açar. İnsanın özünde var olduğu düşünülen değerler yitirilir. Çözülmüş bir toplumda insanın bu değerleri yaşatması ve kendini gerçekleştirmesi artık olanaksızdır. Bu durumdaki insan, topluma, yaygın değerlere ve ideolojilere karşı koyamayacak kadar güçsüz olduğundan kendi yaşam biçimini ortaya koyamaz. Bu nedenle kendi kimliğini bulamaz ve sürekli bir kimlik arayışı içinde yaşar (Kurt, 2009:24).Godot’yu Beklerken’in evrensel bir göstergesi, kolektif belleklerde, benzer Dünyanın her bölgesinde farklı biçimselnitelik taşımasının en önemli durumların ortaya çıkmasıdır. yapılarda oluşan, iletişimsizlik,uyumsuzluk, eylemsizlik ve buna bağlı olarak ortaya çıkan anlam arayışı, içerik açısından küreselleştiği söylenen dünyanın insan eliyle yok olma tehlikesinin ortaya çıktığını göstermektedir.Geleneksel tiyatro anlayışında tüm göstergeler anlamlı ve akla uygun olanı ortaya çıkarabilmek için birlikte çalışmaktadırlar. Oysa absürd tiyatroda önemli olan anlamsızlığı ortaya koymak olduğu için bu gösterge kullanımları farklı işlevler üstlenmektedir (Demirtaş, 2008:66).Her şeyin mutlak adalet anlayışı ile sona erdiği, gerçeğin sadece görünen kısmıyla yetinildiği tiyatro örneklerine karşı absürd tiyatroda, yaratılan durum bunun tam tersi konumundadır. İdealize edilen tiplerin gösterilmesinden çok, kusurları olan kişiler sahnede kendilerine yer bulurlar. Grotesk bir anlayış doğrultusunda komik olanın içerisinde acıklı görünümler ortaya çıkar. Sirk palyaçosunu çağrıştıran oyun kişilerinin bedensel görünümleri ile davranışlarının yapıları insanın çelişkili durumlarına yapılan en önemli göstergelerden birini oluşturur.Beckett’ın kişileri bir sirk palyaçosuna ya da bir kuklaya benzerler. Daha çok kendilerini eninde sonunda bekleyen ölüme kadarki yaşamlarıyla boğuşurlar; bu süreyi nasıl dolduracaklarını bilmezler. Daha doğrusu bu boşluğu doldurmak için ellerindeki tek çareye başvururlar: söze (Anamur,

    4. Sayfa
    4Süleyman Demirel ÜniversitesiGüzel Sanatlar Fakültesi Hakemli DergisiART-E 2010-051994:6). Anamur’un da belirtmiş olduğu gibi sözün kullanımı absürd tiyatroda en önemli araç olarak kullanılmıştır. Bu durum dilsel göstergelerin oyunda yoğun bir şekilde kullanılmasının nedenselliğini açımlamaktadır.Göstergebilimsel açıdan düşürsek, dilin bir göstergeler dizgesi olduğu ve bu dizge doğrultusunda anlamlandırmaların oluştuğu bilinmektedir. Godot’yu Beklerken’in göstergeler dizgesinin kavranılması sırasında dilsel göstergelerin dışında görsel göstergelerin kavranılması da beraberinde farklı sorunlar doğuracaktır. Beckett’in oyununda sirk soytarıları olarak resmedilen oyun kişilerinin Türk toplumu açısından yaratacağı farklı kodlamalar ise bunun en önemli nedeni olarak ortaya çıkar.Dilsel göstergelerin Godot’yu Beklerken oyunundaki kullanımı ile ilgili yapılan şu örneklem konuyu açımlamamıza yardımcı olacaktır.“Örneğin Godot’yu Beklerken oyununda “Gidelim” sözcüğü sürekli “kımıldamazlar” eylemi (ya da eylemsizliği) ile çelişmektedir. Bir başka deyişle, dilsel bir gösterge dilsel olmayan (dildışı) bir gösterge ile uyumsuzluk içinde verilmiştir. Geleneksel tiyatro türlerinde beklenen eylemi ise “Gidelim” komutu ile birlikte gitme eylemi içinde bulunmaktadır. Geleneksel açıdan beklenti dilsel göstergeler ile dilötesi göstergeler arasında sağlanacak bir tür uyum sayesinde anlamın oluşturulmasıdır.” (Demirtaş, 2008:68).Sahne etmenlerinin (aksesuar, dekor, kostüm, ışık, müzik) oluşturduğu atmosfer bir bütün olarak değerlendirildiğinde absürd tiyatroda, sahne ritmine uygun olarak, yükseliş ve düşüşlerin gerçekleşmesi sağlanır. Bu durum absürdün en önemli özelliği olan dilin kullanımında yarattığı göstergelerle desteklenerek bütünsel bir yapıya büründüğü gözlemlenir. Godot’yu Beklerken oyununun başından sonuna kadar kullanılan göstergelerin birçoğu aynı zamanda insanın içgüdüsel reflekslerine yönelik olması söz konusudur. Örneğin oyunda “kemik sıyırma” eylemi, “ağaca asılma” hakkında gelişen diyalogların oluşturduğu göstergelerin kullanımı seyircide bazı çağrışımlar

    5. Sayfa
    5Süleyman Demirel ÜniversitesiGüzel Sanatlar Fakültesi Hakemli DergisiART-E 2010-05yaratır. Yine oyunda ayakkabıların kullanımı ile yoksunluk terkedilmişlik ve çaresizlik kavramlarına birer göndermede bulunur.Tiyatro eyleminin toplu katılımı sağlayan yanı absürd tiyatroda zihinlerde yapılan eklemlemeler ile sürdürülür. Göstergeler ve çağrışımlar yoluyla sağlanan etkinin son durağı zihinlerde oluşan anlamlandırma ve sorgulama arayışıdır.“Sonuç olarak, anarşik gösterge bombardımanına karşın, gösterim içerisinde yol gösteren, belleğin birliği ve biricikliğidir. Bu konu Zeami’den daha iyi nasıl dile getirilebilir ki? ‘Binlerce anlatım yolunu belleğin biricikliği ile birbirine bağlamak’ gerekir; İzleyicinin haberi olmaksızın, sayesinde ‘binlerce anlatım yolunu’ birbirine bağlayabileceğiniz belleğinizin ipucu oluşturması gerekir.” (Zeami’den aktaran Pavis, 2000:343).

    6. Sayfa
    6Süleyman Demirel ÜniversitesiGüzel Sanatlar Fakültesi Hakemli DergisiART-E 2010-05KAYNAKÇAAnamur, H., (1994). “Samuel Beckett- Godot’yu Beklerken Giriş Yazısı”,Beckett’la Godot’yu Beklemek, Can Yayınları, İstanbul.Demirtaş, K., (2008). Saçmanın Çevirisi: Türkçede Absürd Tiyatro Örneklerine Çeviribilimsel Bir Yaklaşım, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisan Tezi, İstanbul.Kurt, F.,. (2009). Memet Baydur’un Oyunlarının Absürd Tiyatro Özellikleri Bakımından İncelenmesi, Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Eskişehir.Pavis, Partice., (2000). Gösterimlerin Çözümlenmesi, Çev: Şehsuvar Aktaş, Dost Kitabevi, Ankara.Şener, S., (2000). Dünden Bugüne Tiyatro Düşüncesi, Dost Kitabevi, Ankara.

  • 1
    Önizleme: 2 hafta önce

    Godot'yu Beklerken Geniş Özet

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    İki Perdelik Traji-KomediGODOT'YU BEKLERKEN ilk olarak 1952-53 sezonunda Theatre de Babylon'da sahneye kondu. Oyunu Roger Blin yönetti,- dekorları Sergio Gerstein yaptı. Oyuncular:ESTRAGON: Pierre Latour VLADIMIR: Lucien Raimbourg POZZO: Roger BlinLUCKY: Jean Martin ÇOCUK: Serge LecointeKABALCI YAYINLARI : 7 Oyun Dizisi : 1Türkçe Birinci Basım: 1990Kapak düzeni ve filmleri: Ebru Grafik Ofset Hazırlık: Kardelen (528 59 87) Kapak baskısı: Çetin Ofsetİç Baskı: Kardeşler Matbaası Cilt: Temuçin Mücellithanesi KABALCI YAYINEVİBaşmusahip Sk. Talaş Han Giriş Kat No. 16/5Cağaloğlu—İSTANBUL Tel: 522 63 05—513 66 44 SAMUEL BECKETTGODOT'YU BEKLERKENİki Perdelik Trajikomedi Çeviren: TUNCAY BÎRKAN KABALCI YAYINEVİ İSTANBULSamuel Beckett Waiting For Godot 1954SAMUEL BECKETTGODOT'YU BEKLERKENÇevirmenin GirişiAptalca bu, evet aptalca. Kafamda biraz olsun tutarlı, ne tutarlısı, hiç değilse derli toplu bir düşünce akışı bile oluşturamıyorken, gözüm durmadan şu kocaman, kirli beyaz odamın eşyalarına, dağınık örtülere, örümcek ağlarına, tozlu kırık sandalyelere, bir karış külle çevrili sobaya takılırken, karşımda Dante, Swift, Joyce, Proust, Sterne, Descartes, Vico, Berkeley ciltlerinin arasına serpiştirilmiş eksik Beckett külliyatına, hayır yanlış, eksik "külliyat" olmaz, o zaman yalan söyleyeyim Beckett ciltlerine deyip geçeyim, demin de yalan söylemiştim zaten ciltli kitap ne gezer bende, her neyse bu kitaplara böyle boş boş bakarken, saat tıkırtısı, şu lanet masanın gıcırtısı sözde farket-tirmeden, usul usul beynimi oyarken, tüm bunları yok sayıp tutmuş bir önsöz yazmayı bekliyorum kendimden. Önsözler aptalcadır halbuki, gereksizdir, hele çevirmenin önsözleri hiç çekilmez; hayranlık ifadeleri, malumatlar, bir sürü yarım yamalak yorum yapıp sonra da 'asıl yorumu okuyucuya bırakıyoruz'lar... Budala çe- virmen-önsözcü cılız bir sesle, boğazını temizleyip "bakın, ben de buradayım, gönüllü ulak benim, ama önce ben de bir şey söyl..." diye-dursun, işini bilir okur onun üç-beş sayfasını atlayıp 'esas' a, 'saded'e, kitaba geçmiştir bile: "Yapacak hiçbir şey yok." Doğru, yok gerçekten. Söylenecek bir şey de yok, varsa da onu söyleyecek bir şey yok, bir söyleme mecburi-5yeti var yalnız, kökenini bilmediğim. Peki, ne söyleyeceğim: Tamam; hadi bir şey anlatayım, zaman geçirtir , bir önsöz yazayım mesela, iyi de zaten önsöz yazmıyor muydum ben. Öff, sıkıntıdan patlayacağım, ne berbat şeyler bu yazdıklarım. Parodi yapıyorum sözde, püh. Kurallara uygun davranıp, önsöz gibi bir önsöz yazayım bari, ne kadar becereceksem onu da... Başlıyorum, kitabın adı Godin'i... Godet'i, ya da Godot'yu Beklerken, yazarı da bir İrlandalı Samuel Beckett, kırk yıl filan önce yazmış, önce Fransızca, sonra İngilizce. Zaten bu yazar hep böyle iki dilde yazar derler. Aslında romancıdır, kendi dediğine bakılırsa bu oyunu o sıralarda yazmakta olduğu roman üçlemesinin korkunç baskısını biraz gevşetebilmek, dinlenmek için yazmış... Gene sıkıldım...

    2. Sayfa
    Mecburiyetler de önsözler de cansıkıcı şeyler zaten, bir başımın ağrısı eksikti. Tamam, yeter bukadar, "Ben gidiyorum..."* * *Godot'yu Beklerken, yazarından daha ünlü pek çok yapıttın biri, Don Quixote gibi Fahriye Abla gibi, Hamlet gibi... Farkı, çok kısa süre-debir "klasik" olmasında, şanssız o yüzden de: Tüm klasikler gibi, o da herkesin bildiği, kimsenin okumadığı bir kitap: Beckett'ın tiyatrodaki öncülü Artaud'nun umutsuzca saldırdığı "başyapıtlar" geleneğine eklenen, umurunda olmasa da eklemlendirilen kekre bir düğüm. Okunduğu zaman da, daha ilk sahnelendiği günden itibaren etrafında oluşturulagelen efsane sisini yarmanın kolay olduğu söylenemez. Edebiyat tarihi içinde hiçbir yapıt bu kadar kısa sürede, hem medyada hem de akademik çevrelerde bu denli aşırı, sapkınlık ölçüsünde aşırı bir yorum bombardımanına tutulmamıştır. Her-6kes soruyordu: Neydi bu Godot, kimdi bu yok-luğuyla toplumun, tarihin, zamanın ve mekanın kıyısındaki o iki avarenin,Clochard 'in sürçen varlıklarını sürdürten, hiçliğin eşiğinde oyalayan, neyi temsil ediyordu?Herkes bir yanıt buluyordu da, yorumlar sökün etti: Negatif Teologun yorumu: Godot Tanrı'dır (God ex absentra ). Hümanistin yorumu: Umuttur, Sevgidir. Varoluşçunun yorumu: Gelecektir ya da ölümdür. İyimser Toplumcunun yorumu: Daha-iyi-bir-toplum-düzenidir.Filologun yorumu: Bir Balzac kişisidir. Politikacının yorumu: De Gaulle'dür. Egzantirik yaşamöykücünün yorumu: Joyce'dur .Nihayet, sabrı taşan Robbe-Grillet'nin yok-yorumu: Oyunda Vladimir ile Estragon'un bekledikleri ve gelmeyen kişidir.Her türlü yorumlamanın, metnin söyledikleriyle yetinmeyip, onu başka şeylerle (yazarın hayatı, toplumsal bağlam, dilsel yapılar, ideoloji vs.) ilişkilendirerek anlamaya çalışmanın birtür "paranoya" olduğu söylenebilir belki. Sözgelimi, Susan Sontag ünlü 'Yoruma Karşı' denemesinde bu görüşe yaslanır gibidir. Ancak bu mecazı çok ciddiye almak olur, abartırsakher türlü düşünceye de paranoya diyebiliriz o zaman. Ancak Godot'yu Beklerken'de mecaz, gerçeğin kıyılarına vurur, neredeyse mecaz olmaktan çıkar. Oyun bittiğinde, beynimizeyapışan tedirginlik duygusuna, yalın ürkütücü gerçekliğe karşı sarıldığımız, hava kaçıran bir can simiti olmuştur yorum. Paranoya geçici olarak teskin edilir, ertelenir. Yorumlayarakdehşeti kabul edebilir terimlere indirgeriz der John Fletcher, Godot'yu Beklerken konusunda. Ne yapmalı peki? Susalım mesela, görelim ve susalım? Neye baksak bize aynı şeyi göste-7ren gözlüklerimize yapışmaktan daha saygıdeğer bir tutum olabilir. Ama yoruma müsekkin gözüyle bakmadan oyunun ne idüğünü kavramak, bizi sarsan yalınlığının bileşenlerini ayrıştırmak daha zor ama daha cüretli ama daha iyi bir yol olmaz mı? Ki bunu yapmış olanlar da var: H.Kenner, M.Esslin, J.Fletcher, R.Cohn, D.Suvin, G.Anders vs. vs. (Oysa Zehra İpşiroğ-lu'nun kitabı, Robbe-Grillet'in Yeni Dergi-ler'den birinde yayınlanan bir yazısı ve yenilerde Gergedan'ın Beckett Dosyası'ndakiler dışında, bırakın Godot'yu, Beckett'ı dahi ele alan derli toplu bir inceleme yok Türkçe'de.Murphy, Unnamanable, Watt, Texts For Nothing vs. yok ki onlar olsun.) Aralarında küçük denip geçilemeyecek farklar olsa da, pek çok ortak yön var yaklaşımlarında.Herşeyden önce, Godot'un kimliği hakkındaki spekülasyonlar odak noktası olmaktan çıkarılıyor.Oyunun stilistik özellikleri didik ediliyor (sözgelimi tekrar edilen sahnelerdeki varyasyonlar: Vladimir'in durmadan şapkasıyla, Estra-gon'un çizmesiyle oynamasınınkarakterlerinin en belirgin yanlarını vurgulaması gibi: Didi Zihin'dir bir bakıma, Gogo Gövde. Biri Söz'dür, diğeri Hareket): gizli göndermeler bulunup çıkarılıyor: (Oyunsesiz sinemanın komedi yıldızlarına, Chaplin'e, Laurel-Hardy'ye selamlarla dolu) : gündelik monoton jestler ve yoğun sessizlik anları {Sessizlik ve Bir an komutlarınınbu kadar sık ve işlevsel kullanıldığını görmemiştir tiyatro sahnesi o zamana kadar. Beckett tiyatrosunda sessizlikler, üç noktalar, kesik, bitmemiş cümleler gitgide artacak,

    3. Sayfa
    metinler gitgide 'okunaksız'laşacaktır, azap vereceklerdir artık okura.)arasında ortaya çıkarılan karakterler arasındaki ayrımların, klasik8anlamda bir 'plot u olmayan bu 3 saatlik oyunun temposun nasıl canlı tuttuğu kurgulanıyor. Özetle kolaycı yorumlar yapılmadan önce metnin biçimsel özelliklerine, simgesel göndermelerine, tarihsel anlamına (karakterlerin tarih dişiliğinin kendisinin tarihsel anlamına) bakılıyor.Peki yorum meselesindeki ivecenliği niye ön-sözcünün? Metni boydan boya katetmeden 'Bireyci/varoluşçu/nihilist Beckett hayatın anlamsızlığını, eylemlerimizin boşunalığını anlatıyor" gibi metnin okunmasından önce de sonra da ileri sürübilen totolojik yargılar hakkında biraz düşünelim diye... Bilen var mı, oyunu Fransa'da Roger Blin'den sonra ilk kez, 1954'te Muhsin Ertuğrul sergilemiş ülkemizde. Bunun ne büyük bir övünç olduğu birazcık anlaşılsın, Türk okuru da kolaycılık tuzağına düşmesin diye bu gevezelikler, bağışlansın.* * *Son olarak çeviriyle ilgili birkaç not. Türkçe'de zaten bir çevirisi varken yeniden çevirmenin anlamı sorulabilir, akbabalık ve ticaret imalarıyla: Beckett yenilerde öldü ya. Kendimi tenzih etmek hakkım mı bilmiyorum: Çevirmeye Beckett ölmeden önce başlamıştım bir kere, öldüğünde 3-4 ay ara verdim. Daha önemlisi bu çeviri İngilizce'den yapıldı. Daha önceki Ferit Edgü çevirisi Fransızca ilk versiyonundan yapılmış. Oysa Beckett daha sonra Blin'in uyarılarını dikkate alarak bir kaç uzun bölüm çıkartmış, bir kaç ufak ayrıntı eklemiş. Ayrıca bilindiği üzre, iki dilde birden yazar, ikinci versiyon hiçbir zaman ilkinin mot-a-mot çevirisi değil, bir yeniden yazımdır Beckett'de Meraklı okurlar, Fransızca'dan yapılan ilk çeviriyle bunu karşılaştırırlarsa ilginç farklar göre-9çekler. Son olarak, nezih okuru ve izleyiciyi rahatsız edecek bazı terimler kullandım metinde, bunları özellikle tercih ettiğimi belirteyim. Sadık Beckett okurları takdir edeceklerdir.Beckett parodisi bitmişti. Beckett önsözü de bitti. Beckett oyunu başlayabilir. "Ben gidiyorum."Tuncay Birkan 10Estragon VladimirLucky Pozzobir çocuk 11E RD EBir kır yolu. Bir ağaç. Akşam. 13Estragon, alçak bir tümseğe oturmuş, çizmesini çıkarmaya uğraşmaktadır. Oflayıp puflayarak, iki eliyle çekiştirir .Vazgeçer, takati kalmaz, dinler, tekrar dener. Önceki gibi.Vladimir girer.ESTRAGON: (Yine vazgeçip) Yapacak hiçbir şey yok.VLADÎMİR: (bacaklarını genişçe ayırıp, kısa dik adımlarla yaklaşarak.) Bu düşünceye inanmaya başlıyorum. Bütün hayatım boyunca bunu kendimden uzak tutmaya çalıştım; Vladimir, diyordum kendi kendime, aklını başına topla; henüz her şeyi denemedin. Sonra da mücadeleyi kaldığı yerden sürdürdüm. (Dalar, mücadele üzerine düşünür. Estragon'a dönerek) Yine burdasın demek.ESTRAGON : Öyle mi? VLADÎMİR: Seni tekrar gördüğüme sevindim.Hiç dönmeyeceksin sanıyordum.ESTRAGON: Ben de. VLADÎMİR: En sonunda yine birlikteyiz!

    4. Sayfa
    Bunu kutlamalıyız. Ama nasıl? (Düşünür.) Kalk da kucaklayayım seni.ESTRAGON: (irkilerek ).Sonra, sonra. VLADÎMİR: (gücenik, soğukça). Yüce Efendimiz'in geceyi nerede geçirdiğini sorabilir miyim acaba?14ESTRAGON: Bir hendekte. VLADİMÎR: (hayranlıkla.) Hendekte mi? Nerede? ESTRAGON: (kımıldamadan.) Surda. VLADİMÎR; Ee, dövmediler mi seni?ESTRAGON: Dövmek mi? Dövdüler tabii. VLADÎMÎR: O bildik tipler mi?ESTRAGON: Bildik mi? Bilmiyorum. VLADÎMİR: Düşünüyorum da...bütün buyıllarda... ama bence... nerede olurdun...(kararlı.) Bir kemik yığınından başka bir şey değildin şimdi, şüphesiz ki.ESTRAGON: Ee, ne olmuş? VLADİMÎR: (Üzüntüyle). Bir insan için çok fazla bu. (Bir an.Neşeyle.) Öte yandan, artık ne diye cesaretini yitiriyorsun diyorum. Bunu bir milyon yıl önce, doksanlarda düşünmeliydik.ESTRAGON: Saçmalamayı bırak da şu lanet şeyi çıkarmama yardım et. VLADÎMÎR: Bu işi ilk yapanlardan olup, elele Eyfel Kulesi'nin tepesinden atlamak vardı. O günlerde saygıdeğerinsanlardık. Artık çok geç. Bugün oraya çıkartmazlar bile bizi. (Estragon çizmesine asılmaktadır.) Ne yapıyorsun yahu?ESTRAGON: Çizmemi çıkarıyorum. Hiç başına gelmedi mi bu? VLADÎMÎR: Çizmeleri her gün çıkarmakgerek, bin kere söyledim sana. Niye dinlemiyorsun beni 15ESTRAGON: (güçsüz).Yardım et bana! VLADİMİR : Acıtıyor mu?ESTRAGON: (kızarak). Acıtıyor muymuş! Yok acıtmıyor! VLADİMİR: (kızarak). Zaten bir sen acıçekersin. Beni umursayan kim? Bendeki tasa sende olsaydı görürdüm ben seni. ESTRAGON:Acıtıyor mu? VLADİMİR: Acıtıyor muymuş! Yokacıtmıyor! ESTRAGON: (işaret ederek). Ne olursa olsun önünü iliklemen lazım. VLADİMİR: (eğilerek). Doğru. (Önünüİlikler.) Hayatta küçük şeyleri boş vermemeli insan. ESTRAGON: Ne umuyorsun ki, hep sonana kadar beklersin. VLADİMİR: (dalar) Son an...(Düşünür.)ertelenen umut bilmemneyi hasta eder, kim demişti bunu? ESTRAGON: Niye yardım etmiyorsun bana? VLADİMİR: Bazen sonum geliyor sanıyorum. İşte o zaman bir hoş oluyorum. ' (şapkasını çıkarır, içine dikkatle bakar, elini içinde gezdirir, sallar yeniden başına geçirir) Nasıl desem? Rahatlıyorum aynı anda da... (uygun sözcüğü arar)...korkuyorum, (üstüne basarak). KOR-KU-YO-RUM. (Tekrar şapkasını çıkarır, içine dikkatle bakar.) Gülünç. (Şapkasının üstüne sanki içinden bilmediği bir şey çıkaracakmış gibi vurur, tekrar içine bakar,16tekrar başına geçirir.) Yapacak hiç bir şey yok. (Estragon müthiş çaba harcayarak çizmesini çıkarmayı başarır. İçine dikkatle bakar, elini içinde gezdirir, baş aşağı çevirir, sallar, yere bir şey düşüp düşmediğine bakar, hiçbir şey bulamaz, elini tekrar çizmenin içinde gezdirir, boş boş önüne bakar.) Ee.ne buldun? ESTRAGON: Hiç.VLADİMİR: Göster. ESTRAGON: Gösterecek bir şey yok. VLADİMİR: Yeniden ayağına geçirmeye çalış. ESTRAGON: (ayağını inceleyerek). Birazhavalansın. VLADİMİR: işte size bir insan, ayağınınsuçunu çizmesine yüklüyor.(Yine şapkasını çıkarır, içine dikkatle bakar, elini içinde gezdirir, üstüne vurur, içine üfler,tekrar başına geçirir.) Endişe vermeye başladı bu. (Sessizlik.Vladimir derin düşüncelere dalar, Estragon ayak başparmaklarını çekiştirir.) Hırsızlardan biri kurtarıldı. (Bir an) Makul bir yüzle(Bir an.) Gogo STRAGON: Ne var? VLADİMİR: Varsay ki pişman olduk. STRAGON: Neden pişman olduk? LADİMİR: Off... (Düşünür.) Ayrıntılara girmesek de olur. STRAGON: Doğmuş olduğumuzdan mı? Vladimir atmak üzere olduğu kahkahasını hemen önler, ellerini17

    5. Sayfa
    kasıklarına bastırır, yüzü kasılır' VLADİMÎR : Artık gülmeye bile kalkışmamalıinsan. ESTRAGON: Ürkütücü bir yoksunluk. VLADİMÎR: Yalnızca gülümsesem.(Aniden ağzını sonuna kadar gerere gülümser, bir süre öyle durur, yine aniden gülümsemeyi keser.)Aym şey değil. Yapacak hiçbir şey yok.(Bir an.) Gogo ESTRAGON: (irkilerek) Ne var? VLADİMÎR: încil'i okudun mu hiç? ESTRAGON: încil'i...(Düşünür.) Şöyle bir baktım galiba. VLADÎMÎR: Dört kitabı hatırlıyor musun? ESTRAGON: Kutsal Ülke'nin haritalarını hatırlıyorum. Renkliydiler. Çok güzel. Lût soluk maviydi. Görünüşü bile susatmaya yetmişt beni. îşte gideceğimiz yer, Idemiştim, işte balayımızı geçireceğimiz yer demiştim, işte halayımızı geçireceğimiz yer. Oradayüzeceğiz. Mutlu olacağız VLADÎMÎR: Şair olmalıydın sen. ESTRAGON: Şairdim.(Üstündeki paçavraları gösterir.) Belli olmuyor mu? Sessizlik. VLADÎMÎR: Nerde kalmıştın...Ayağın nasıl? ESTRAGON: Şişiyor bak. VLADÎMÎR: Ha, tamam, iki hırsız.Hikâyeyi hatırlıyor musun?IESTRAGON: Hayır. VLADÎMÎR: Anlatayım mı? ESTRAGON: Hayır. VLADÎMÎR : Zaman geçirmiş oluruz. (Bir at 18ESTRAGON: VLADİMÎR: ESTRAGON:VLADİMÎR: ESTRAGON:VLADİMÎR:pSTRAGON: VLADİMÎR: ıSTRAGON: VLADİMÎR: ^TRAGON: yLADİMİR: :sTRAGON:İki hırsız Kurtarıcımızla aynı zamanda çarmıha gerilmişler. Biri... Neyimiz, neyimiz?Kurtarıcımız, İki hırsız var. Biri kurtarılmış, öteki de...(Kurtarılmışın karşıtını arar.)... lanetlenmiş.Neden kurtarılmış? Cehennemden.Ben gidiyorum. Kımıldamaz.Ama yine de... (Bir an)... nasıl oluyor da-umarım sıkılmıyorsundur- nasıl oluyor da dört Havari'den yalnızca biri kurtarılan bir hırsızdan söz ediyor. Dördü de oradaydılar -ya daoralarda bir yerde- ama yalnızca biri kurtarılan bir hırsızdan söz ediyor.(Bir an.) Hadi, Gogo, ne olur bir kerecik de cevap versen? (abartılı bir ilgiyle). Bence gerçekten olağanüstü ilginç birşey bu.Dördünden biri. Öbür üçünden ikisi hiçbir hırsızdan söz etmezken, üçüncüsü ikisinin de ona sövdüğünü söylüyor. Kim? Ne?Ne diyorsun sen? Kimesövmüşler? Kurtarıcıya. Niye?19VLADÎMÎR : ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR:ESTRAGON VLADÎMÎR

    6. Sayfa
    an.) Burası misin? gidelim.VLADÎMÎR: Gidemeyiz ESTRAGON: Niçin?VLADÎMÎR: Godofyu bekliyoruz ESTRAGON: (umutsuzca). Ha! (Bir olduğundan emin misi VLADÎMÎR: Ne? ESTRAGON: Beklememiz eerek™ v„-torlar, Basica bir a|/ç fSîîyor ESTRAGON: Bu ne? VLADÎMÎR: Bilmiyorum. Söğüt EvtTa ASÎE: YaPraklarına ne^lmus? P^TR?r^M: ?ökülmüş herhalde. §' E^T?^?N-Artık ağlamıyor.ESTRAGON: VLADÎMÎR:ESTRAGON:Onları kurtarmadığı için. ' Cehennemden mi?Aptal! Ölümden.Cehennem dedin sandım. Ölümden, ölümden.Ee, ne olmuş? . . O zaman ikisi de lanetlenmiştir.Neden olmasın? Ama dördünden biri, ikisinden birinin kurtarıldığını söylüyor. Ne var bunda? Belli ki anlaşamıyorlar. Hepsi bu. : Ama dördü de ordaydı.Amavalnızca biri, kurtarılan bir arsızdan söz ediyor. NiyeıceTBârnv a , - ----- f^S?te £îl ^yoröbürlerine değil de ona ınanahml™^m * 5 de mevsi™ değil. Kim inanıyor ki ona? fvLAD^ S"î blJ fİda° gİbi geldi Herkes. Bildikleri tek yorum bu.^VLADIMIR. Bir tunda. îmanlar "süzme salak. f^TRAGONgözlerinin üstüne koyup uzağa bakar, döner, sağ çıkışa gider, uzağa bakar. Vladimir onu seyreder, sonra gidip çizmeyi alır, içine bakar, hemen yere bırakır.VLADÎMÎR: Tüh!Tükürür. Estragon sahneninTükürür. Estragon sahnenin ^LADlMÎR- ç ~J~~ ortasına gelir, sırtı seyircilere [STRagom- run $u dönük, durur. \/l \tm*7+1: ® gelene. ...... EhADİMlR: cok acın,durur- , LADÎMÎR: Çok acıma,,;, nFSTRAGON- Ne hoş yer. (Döner, sahnenin STRagon- Burav» Sf« S'-, ESTRAGON .*» \yerUrt yüzü seyircilere ^ADImIr" Aah vo h, *fldlk-dönük, durur.) Güzel manzara JTRAGON- Peki AiL yanılıyorsun. (Viladimir'e doğru döner.) Hadi ^in • Peki dun ne yaptık?202STRAGON:Bir fidan* Zorlukla kalkar, topallayarak sol vlauimir. Bir...Neyi ima ediyorsun? Yanlış çıkışa gider, durur, elini ?STRArnw Jere geldiğimiz mi? *Ç ...... '--•" — VLAD?Mtp:^Urfaolmasıgerek^i. 'STRAC^m : v UUaka *elece^ demedi.mK: ?ann yine geIiriz- 21VLADÎMİR : ESTRAGON: VLADİMÎR : ESTRAGON: VLADİMİRESTRAGON VLADİMİR: ESTRAGON: VLADİMÎR:ESTRAGON: VLADİMİR:

    7. Sayfa
    ESTRAGON: VLADİMİR: ESTRAGON VLADİMİR ESTRAGON VLADİMÎR: ESTRAGON VLADİMİR ESTRAGONDün ne mi yaptık? Evet.Şey...(Kızarak.) Senin yanında insan hiçbir şeyden emin olamıyor ki. Bence buradaydık. (etrafabakarak). Burayı biliyor musun? : Bunu söylemedim.: Eee?: Ne fark eder ki?: Yine de... bu ağaç...(seyircileredönerek) bu bataklık... : Bu akşam olduğundan emin misin? Neyin? Bekleyeceğimiz zamanın. Cumartesi demişti.(Bir an.) Galiba. Galiba ha...Bir yerlere yazmış olmalıyım. ( Çeşit çeşit çerçöp dolu ceplerini boşaltır.) : (sinsi sinsi). Ama hangi Cumartesi? Hem bugün cumartel mi? Pazar olmasın sakın? (Bir I an.) Ya da Pazartesi?(Bir an.) Ya da Cuma?(Sanki günün tarihi etrafta bir yerlerde yazılıymış gibi telaşhl çevresine bakarak).Olamaz! I Ya da Perşembe? Ne yapacağız?Eğer dün gelip de bizi burada bulamadıysa, emin ol bugün gelmez.22VLADÎMİR ESTRAGON VLADÎMİR ESTRAGONVLADİMİR ESTRAGONVLADİMÎR ESTRAGON VLADİMİR; ESTRAGON- VLADİMİR ESTRAGON:.VLADİMİR; pSTRAGON:: Ama dün burada olduğumuzu söylemiştin.: Belki de yanılıyorumdur. (Bir an.) İstersen biraz susalım artık.: (zayıf bir sesle). Peki. (Estragon tümseğe oturur. Vladimir tedirgin bir biçimde bir oraya, bir buraya gider, arada durup ufka bakar. Estragon uyuyakalır. Vladimir sonunda Estragon'un önünde durur.) Gogo!...Gogo!...GOGOÎ Estragon sıçrayarak uyanır, (durumunun dehşetinin farkına yeniden varır.) Uyumuşum! (Umutsuzca) Niye hiç bırakmıyorsun uyuyayım?Kendimi yalnız hissettim. Bir rüya gördüm.Anlatma! : Rüyamda... : ANLATMA! : (Evrene doğru bir hareketle). ¦ Yetiyor mu bu sana? (Sessizlik.)Hiç kibar değilsin Didi.Özel kabuslarımı sana değilse kimeanlatacağım?Bırak özel kalsınlar. Biliyorsun dayanamıyorum. (soğuk soğuk).Birbirimizden ayrılsaydık ikimiz için de daha iyi olmaz mıydı diye düşündüğüm oluyor bazen. Pek uzağa gidemezdin. Bu çok kötü olurdu, gerçekten çok kötü olurdu. (Bir an.) Öyle değil mi Didi, gerçekten çok kötü^olmaz mıydı? (Bir an.) Yolların ne kadar güzel (Bir an.) ve yolcuların ne kadar iyi olduğunu düşünürsen. (Bir an. Tatlı bir sesle.) Öyle değil mi, Didi? VLADÎMÎR: Sakin ol. ESTRAGON: (Aşırı bir coşkuyla). Sakin...sakin... İngilizler sükunet derler. (Bir an.) Genelevdeki İngiliz'in hikâyesini biliyor musun? VLADİMİR: Evet ESTRAGON: Anlatsana. VLADİMİR: A, yeter!

    8. Sayfa
    ESTRAGON: Alışık olmadığı kadar içen bir İngiliz geneleve gider. Mama, sarışın mı , esmer mi, yoksa kızı mı istedğini sorar. Sen devam et hadi.VLADİMİR: YETER!Vladimir çarçabuk çıkar. Estragon ayağa kalkıp, sahne kenarına kadar onu izler. Estragon'un hareketleri, kavga eden birini destekleyen birinin hareketlerini andırır. Vladimir girer.Estragon'un önünden geçe başı öne eğik sahneyi geçer. Estragon ona doğru. Estragon ona doğru bir adım atar, durur.ESTRAGON: (nazikçe). Benle konuşmak mı istiyordun? (Sessizlik. Estragon ileri doğru bir adım daha atar., Bana bir şey mi söyleyecektin? (Sessizlik. İleri doğru bir adım daha) Didi.....24VLADİMİR ESTRAGON VLADİMİR: ESTRAGON: VLADİMİR: ESTRAGON: VLADİMİR: ESTRAGON: VLADİMİR: ESTRAGON: VLADİMİR: ESTRAGON: VLADİMİR: ESTRAGON: VLADİMİR:(dönmeksizin). Sana söyleyecek hiçbir şeyim yok.(Bir adım daha). Kızdın mı bana? (Sessizlik.Bir adım daha.) Bağışlabeni. (Sessizlik. Bir adım daha. Estragon elini Vladimir'inomzuna koyar.) Hadi, Didi. (Sessizlik.) Elini ver. (Vladimiryarım döner.) Sarıl bana! (Vladimir katılaşır.) İnat etme!(Vladimir yumuşar. Sarılırlar. Estragon hemen geri çekilir.)Sarımsak kokuyorsun! Böbreklere iyi geliyor. (Sessizlik.Estragon dikkatle ağaca bakar.) Şimdi ne yapalım?Bekleyelim.Evet, ama beklerken. Kendimizi asalım bari, ha? Hmm. Şeyimiz kalkar. (çok heyecanlı). Kalkar mı sahiden!Dahası da var. O şeyinaktığı yerde adamotları biter. Bu otlar söküldükleri zaman ondan öyle bağırırlar. Bilmiyor muydun bunu?Hadi hemen kendimizi asalım!Bir dala mı? (Ağaca doğru giderler.) Çekmez bu.Hiç değilse deneyelim. Hadi öyleyse.Sen buyur.Yo, yo önce sen.

    9. Sayfa
    25ESTRAGON: Niye ben? VLADİMÎR: Benden daha hafifsin. ESTRAGON: İyi ya! VLADİMÎR: Anlamıyorum. ESTRAGON: Kafanı çalıştırsana yahu!Vladimir kafasını çalıştırır. VLADİMÎR: (En sonunda). Hala anlamadım. ESTRAGON: Bak şöyle. (Düşünür.) Dal... dal... (Kızarak.) Kafanı kullansana canım! VLADÎMÎR: Tek umudumsensin. ESTRAGON: (Çabalayarak). Gogo hafif. Dal yok kırılmak. Gogo ölmek. Didi ağır, dal kırılmak. Didi yalnız. Oysa... VLADÎMÎR: Bunu düşünmemiştim. ESTRAGON: Seni çekerseher şeyi çeker.VLADÎMÎR: Ama ben senden ağırmıyım ki? ESTRAGON: Sen öyle diyordun ya. Bilmiyorum. Şans yarı yarıya. Ya da hemen hemen. VLADÎMÎR: Ee? Ne yapıyoruz?ESTRAGON: Hiçbir şey yapmayalım. Bu daha emniyetli olur. VLADİMÎR: Bekleyelim bakalımo nediyecek? ESTRAGON: Kim? VLADÎMÎR: Godot. ESTRAGON: îyi fikir. VLADÎMÎR: Tanı olarak ne olacağımızı öğrenene kadar bekleyelim. ESTRAGON: Ama demir tavında dövülür.VLADÎMÎR: Ne vereceğini merak ediyorum.Ozaman ya alırız ya da almayız. ESTRAGON: Tam olarak ne istemiştik ondan? 26VLADİMÎR :Sen orada değil miydin? ESTRAGON: Dinlememişim demek ki, VLADÎMÎR : Hıı... belirli bir şey değildi. ESTRAGON: Bir tür duaydı.VLADÎMÎR: Kesinlikle. ESTRAGON: Belli belirsiz bir yakarış. VLADÎMÎR: Tam da öyle. ESTRAGON: O ne cevap vermişti?VLADÎMÎR: Bakarmış. ESTRAGON: Hiçbir söz veremezmiş. VLADÎMÎR: Düşünüp taşınacakmış. ESTRAGON: Evinde, sessiz, sakin.VLADİMÎR: Ailesine danışacakmış. ESTRAGON: Arkadaşlarına. VLADÎMÎR: Adamlarına ESTRAGON: Muhabirlerine.VLADÎMÎR: Kitaplarına. ESTRAGON: Banka hesabına. VLADİMÎR: Karar vermeden önce. ESTRAGON: Bu da normal.VLADÎMÎR :Değil mi ya? ESTRAGON: Sanırım öyle. VLADÎMÎR: Bence de öyle.Sessizlik ESTRAGON: (Endişeli). Ya biz?VLADİMÎR: Afedersin, anlamadım. ESTRAGON: "Ya biz?" dedim. VLADÎMÎR: Anlamıyorum. ESTRAGON: Biz ne oluyoruz?VLADİMÎR: Ne mi? ESTRAGON: Düşünsene biraz.VLADÎMÎR: Herhalde biz el pençe divanduracağız. ESTRAGON: O kadar kötü desene. VLADİMÎR : Yüce efendimiz ayrıcalıklarını korumak mı istiyor?27ESTRAGON: Hiçbir hakkımız kalmadı mı?Vladimir'in kahkahası az önceki gibi hemen dönüverir. Gülümsemedaha az. VLADÎMÎR : Gülmek yasaklanmasaydı,gülerdim sana. ESTRAGON: Haklarımızı yitirdik mi? VLADÎMÎR: (açık seçik). Bir kenara attık onları.Sessizlik. Hareketsiz dururlar, kolları sarkık, başlarıgöğüslerine gömülü, dizleribükük. ESTRAGON: (güçsüz).Bağlı değil miyiz? (Bir an.) Bağlı... VLADÎMÎR: Dinle!Gülünç denecek ölçüde kaskatıdurup, dinlerler. ESTRAGON: Hiçbir şey duymuyorum. VLADÎMÎR: Hşşşt! (Dinlerler.Estragondengesini kaybeder neredeyse düşecektir. Sendeleyen

    10. Sayfa
    Vladimir'in kolunu yakalar. Birbirlerine sokulup dinlerler.) Ben de .Rahatlayarak iç çekerler.Gevşeyip ayrılırlar. ESTRAGON: Korkuttun beni. VLADÎMÎR: O sandım. ESTRAGON: Kim? VLADÎMÎR: Godot.ESTRAGON: Hah! Sazlıklardan esen rüzgardı. VLADÎMÎR: Bağırışlar duyduğuma yeminedebilirdim. ESTRAGON: Niye bağırsın ki? VLADÎMÎR: Atına. 28ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR:ESTRAGON VLADÎMÎR:ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON:VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR:ESTRAGON:Sessizlik. (şiddetle). Açım! Havuç ister misin?Başka bir şey yok mu? Bir kaç şalgam olacaktı.Havuç ver. (Vladimir ceplerini karıştırır, bir şalgam çıkarıpEstragon a verir. Bir ısırık alan Estragon, kızarak.) Şalgam bu.Ah özür dilerim! Havuç olduğuna yemin edebilirdim. (Yineceplerini karıştırır şalgamdan başka bir şey bulamaz.) Hepsişalgam bunların. (Karıştırır.) Sonuncuyu yemiş olmalısın.(Karıştırır.) Bekle, buldum. (Bir havuç çıkarıp Estragon'a verir.)îşte, sevgili dostum. (Estragon havucu kol yakasına silip yemeğebaşlar.) Yavaş yavaş ye, bu sonuncusu.(çiğneyerek). Sana bir soru sormuştum.Haah!Cevap vermiş miydin? ' Havuç nasıl?Havuç işte.Çok iyi, çok iyi. (Bir an.) Neydi öğrenmek istediğin.Unuttum. (Çiğner.) Canımı sıkan da bu. (Havuca takdirle bakar.Başparmağıyla işaret parmağı arasında sallandırır.) Bu havucuhiç unutmayacağım. (Düşünceli bir şekilde havucun son kısmını

    11. Sayfa
    emer.) Hah tamam. Şimdi 29hatırladım. VLADİMÎR: Eee?ESTRAGON: (ağzı dolu,bön bön). Bağlı değil miyiz? VLADÎMİR: Söylediklerinin bir kelimesinibile duymuyorum. ESTRAGON: (Çiğner, yutar). Bağlı olup olmadığımızı soruyorum. VLADÎMİR: Bağlı mı? ESTRAGON: Bağ-h. VLADİMÎR: Nasıl bağlı, yani? ESTRAGON:Ayaklarımızdan. VLADÎMİR: Ama kime? Kimin tarafından? ESTRAGON: Şu senin adama. VLADİMÎR: Godot'ya mı? Godot'ya bağlı ha! Ne düşünce! Ne alakası var?(Z?j'r an.) Şimdilik.ESTRAGON: Adı Godot muydu?VLADİMÎR: Sanırım öyle. ESTRAGON: Şuna bak! (Havucun kalan kısmını yaprak kökünden kaldırıp, gözünün önünde döndürür.) Tuhaf, yedikçe tatsızlaşıyor. VLADİMÎR: Bende tam tersi oluyor. ESTRAGON: Yani? VLADÎMİR: Zamanla pisliğe alışırım. ESTRAGON: (uzun uzun düşündükten sonra). Tersi bu mu yani? VLADİMÎR: Huy sorunu. ESTRAGON: Karakter. VLADİMÎR : Ne yapsan boş. ESTRAGON: Çabalamak faydasız. VLADÎMİR : İnsan neyse odur. ESTRAGON: Kıvranıp durmak faydasız.30VLADİMİR : Temel olan değişmez. ESTRAGON: Yapacak hiçbir şey yok.(Havuçtan arta kalanı Vladimir'e uzatır.) Bitirmek ister misin? Çok yakından korkunç bir çığlık duyulur. Estragon havucunu düşürür. Dona kalırlar, sonra aniden çıkışa doğru koşarlar.Estragon yarı yolda durur, geri koşup havucunu alır, cebine tıkıştırır. Kendisini bekleyen Vladimir'e yetişmek için koşdr, yeniden durur, geri koşup çizmelerini alır, Vladimir'e yetişmekiçin koşar. Birbirlerine sokulup, omuzlarını kamburlaştırarak, tehlikeye sırtlarını dönüp beklerler. Pozzo ile Lucky girer. Pozzo, Lucky'yi boynuna geçirdiği bir iple yönetir, bu yüzdenönce Lucky girer. İp o kadar uzundur ki, ancak Lucky sahnenin ortasına geldiğinde Pozzo görünebilir. Lucky ağır bir bavul, açılıp kapanan bir iskemle, bir piknik sepeti ve bir palto,Pozzo ise bir kırbaç taşımaktadır. POZZO : (sahne dışından). Yürü! (Kırbaç şaklaması. Lucky Vladimir ile Estragon'un önünden geçip sahneden çıkar. Pozzo Vladimir ile Estragon'ugörünce durur. İp gerilir. Pozzo şiddetle ipe asılır.) Geri dön! Lucky'nin bütün elindekilerle ' birlikte düştüğü duyulur.31Vladimir ile Estragon ona doğru dönerler, hem yardım etmek istemekte hem de bundan korkmaktadırlar. Vladimir Lucky'ye doğru bir adım atar. Estragon kolundan tutup geri çeker. VLADlMÎR: Bırak gideyim! ESTRAGON: Otur oturduğun yerde!POZZO : Dikkatli olun! Huysuzlanır.(Vladimir ile Estragon Pozzo'ya doğru dönerler.) Hele yabancıların yanında. ESTRAGON: (alçak sesle) Bu o mu? VLADİMİR: Kim?ESTRAGON: (adı hatırlamaya çalışarak). Iııı... VLADÎMİR: Godot mu? ESTRAGON: Hah!POZZO : Kendimi tanıtayım:Pozzo. VLADlMÎR: (Estragon'a) Yok canım! ESTRAGON: Godot dedi. VLADÎMİR: Yok canım! ESTRAGON: (Pozzo'ya çekinerek). Siz Bay Godot değilsiniz, değil mi Efendim? POZZO: (korkunç bir sesle). BenPozzo'yum! (Sessizlik.) Pozzo! (Sessizlik.) Bu adın sizin için hiçbir anlamı yok mnl(Sessi.zlik.) Bu adın sizin için hiçbir anlamı yok mu diyorum.Vladimir ile Estragon birbirlerine soru sorar gibi bakarlar. ESTRAGON: (arar gibi yaparak).Bozzo... Bozzo... 32VLADÎMİR POZZO ESTRAGON VLADlMÎR ESTRAGONVLADlMÎR ESTRAGON POZZOVLADÎMİR POZZO

    12. Sayfa
    ESTRAGON POZZO VLADÎMİR POZZO VLADlMÎR ESTRAGON: VLADİMİR : ESTRAGON: POZZO: ESTRAGON:: (aynı şekilde). Pozzo...Pozzo...: PPPOZZO!: Ha! Pozzo... durbakayım...Pozzo... : Pozzo mu Bozzo mu? : Pozzo... yo... korkarım ben...yo...ben, şey...Pozzo tehdit eder gibi yaklaşır. : (Ara bulmak istercesine). Bir Gozzo ailesi tanırdım birzamanlar. Evi anne idare ederdi. : (aceleyle).Biz buralardan değiliz de Efendim. : (durarak). Yine de insansınız.(Gözlüğünü takar.) Görüldüğü kadarıyla. (Gözlüğünü çıkarır.)Benimle aynı türden. (Büyük bir kahkaha atar.) Pozzo'yla aynıtürden! Tanrı'nın görüntüsünde yaratılmış!Ya, iste-.(keserek). Godot kim? Godot mu?Beni Godot sandınız.O, hayır Bayım, bir an bile... Kim o?Bir...bir tanıdık.Hiç de değil, doğru dürüst tanımıyoruz bile.Doğru... Pek iyi tanımıyoruz...ama gene de...Şahsen görsem bile tanımam. Beni o sandınız.(Pozzo'nun önünden geriçekilerek). Yani ... anlarsınız... karanlık... gerginlik... beklerken... 33doğrusu...bir an... sandım ki...POZZO : Beklerken mi ? Demek onu bekliyordunuz? VLADİMÎR : Ya, işte...POZZO : Burda mı? Benim toprağımda? VLADÎMlR: Kötü bir niyetimiz yoktu. ESTRAGON: Niyetimiz iyiydi.POZZO : Yol herkese açık. VLADÎMÎR: Biz de böyle düşünmüştük.POZZO : Bu utanç verici. Ama buradasınız işte. ESTRAGON: Elden ne gelir?POZZO : (yüce gönüllülük gösterisi yaparak). Artık bundan söz etmeyelim, (ipi çeker.) Kalk, domuz! (Bir an.) Ne zaman düşse uyuyuverir. (ipi çeker.) Kalk domuz! (Ayağa kalkıp taşıdığı şeyleri toplayan Lucky'nin çıkardığı gürültü. Pozzo ipi çeker.) Geri dön! (Lucky geri geri sahneye girer.) Dur! (Lucky durur.) Dön! (Lucky döner. Vladimir ve Estragon'a tatlı dillilikle.) Beyler, sizlerle karşılaştığım için mutluyum. (İnanmadıklarını görünce.) Evet, evet, gerçekten mutluyum, (tpi çeker.) Yaklaş! (Lucky yaklaşır.) Dur! (Lucky durur.) Ya, insan yalnız

    13. Sayfa
    yolculuk ederken yol uzun görünüyor işte... (Saatine bakar)... evet, altı saat , doğru, tam tamına altı saattir hiç bir canlı yoktu ortalıkta. (Lucky'ye.) Palto! (Lucky bavulu yere34bırakır, yaklaşır, paltoyu verir, yerine döner, bavulu yeniden alır.) Tut şunu! ( Pozzo kırbacı uzatır. Lucky yaklaşır, iki eli de dolu olduğu için kırbacı ağzına alır, sonra yerine döner. Pozzo paltosunu giymeye koyulur, durur.) Palto! (Lucky bavulu, sepeti ve iskemleyi yere bırakır, yaklaşır, Pozzo'nun paltoyu giymesine yardım eder, yerine döner, bavulu, sepeti ve iskemleyi yerden alır.) Bu akşam sanki bir sonbahar havası var. (Pozzo paltosunu iliklemeyi bitirir, eğilip kendine bakar, doğrulur.) Kırbaç! (Lucky yaklaşır eğilir, Pozzo ağzından kırbacı çekip alınca yerine döner.) Evet beyler, benzerlerimden uzakta öyle pek fazla kalamam. (Gözlüğünü takıp iki benzerine bakar) bana tam benzemeseler bile. (Gözlüğünü çıkarır.) iskemle! (Lucky bavulu ve sepeti yerine bırakır, yaklaşır, iskemleyi açar, yere koyar, yerine döner, bavulu ve sepeti alır.) Yaklaş! (Lucky bavulu ve sepeti yere bırakır, yaklaşır, iskemleyi kımıldatır, yerine döner, bavulu ve sepeti alır. Pozzo oturur, kırbacının ucunu Lucky'nin göğsüne dayayıp iter.) Geri! (Lucky geriye bir adım atar.) Daha geri! (Lucky geriye bir adım daha atar.) Dur! (Lucky durur. Vladimir ve Estragon'a)35tşte bu yüzden, yine yola düşmeden izninizle sizlerle biraz çene çalayım dedim. Sepet! (Lucky yaklaşır, sepeti verir, yerine döner.) Açık hava insanın iştahını açıyor. (Sepeti açar, bir parça tavuk ve bir şişe şarap çıkarır.) Sepet! (Lucky yaklaşır, sepeti alır ve yerine döner.) Daha geri! (Lucky geriye bir adım atar.) Kokuyor. Şerefinize! Şişeden biraz içer, yere koyar ve yemeğe başlar. Sessizlik. Vladimir ile Estragon önce çekinerek sonraları cüretli bir biçimde Lucky'nin etrafında dönüp her taraftan incelerler. Pozzo tavuğu açgözlülükle yer kemikleri yalayıp bir tarafa atar. Lucky, bavul ve sepet yere değene değin yavaş yavaş çöker sonra sıçrayarak doğrulur ve tekrar çökmeye başlar. Ayakta uyuyan birinin ritmi.ESTRAGON: Derdi ne? VLADÎMÎR: Yorgun görünüyor.ESTRAGON: Niye elindekileri yere koymuyor? VLADÎMlR: Ne bileyim? (Lucky'ye iyice yaklaşırlar.) Dikkat!ESTRAGON: Şuna birşey desene. VLADÎMÎR: Bak!ESTRAGON: Neye? VLADÎMÎR: (işaret ederek). Boynuna! ESTRAGON: (boyna bakarak). Ben bir şey36görmüyorum. VLADÎMÎR: îşte, burda!Estragon Vladimir'in tarafına geçer. ESTRAGON: Ha, tamam! VLADÎMÎR: îrinli bir yara. ESTRAGON: îpten. VLADÎMÎR: Sürtünmeden. ESTRAGON: Kaçınılmaz. VLADÎMÎR: Düğümden. ESTRAGON: Yıpratmadan.İncelemelerini sürdürürler, yüzünde dururlar. VLADÎMÎR: (istemeye istemeye). Görünüşü fena değil. ESTRAGON: (omuzlarını silkerek, çarpık biryüzle). Öyle mi dersin? VLADÎMÎR: Biraz kadınsı. ESTRAGON: Salyası akıyor, bak.VLADÎMÎR: Kaçınılmaz. ESTRAGON: Ağzı köpürük içinde, bak. VLADÎMÎR: Biraz bön galiba. ESTRAGON: Aptalın teki.VLADÎMÎR: (daha yakından bakar). Ur gibi \ bir şey bu. fESTRAGON: (aynı şekilde). Belli değil. \VLADÎMÎR: Soluk soluğa. ESTRAGON: Kaçınılmaz. VLADÎMÎR: Şunun gözlerine bak! ESTRAGON: Nesi var gözlerinin? VLADÎMÎR: Dışarı uğramış. ESTRAGON: Bence, gidici bu.VLADÎMlR : Belli olmaz. (Bir an.) Bir soru sorsana şuna. ESTRAGON: Doğru olur mu dersin?37VLADÎMÎR : Ne kaybederiz? ESTRAGON: (çekine çekine). Bayım... VLADÎMÎR: Daha yüksek. ESTRAGON: (Daha yüksek). Bayım... POZZO : Rahat bırakın onu! (Yemeğini

    14. Sayfa
    bitirmiş, elinin tersiyle ağzını silmekte olmakta olan Pozzo'ya doğru dönerler.) Görmüyor musunuz, dinlenmek istiyor. Sepet! (Bir kibrit çakıp, piposunu yakmaya başlar. Estragon yerdeki tavuk kemiklerini görür, iştahla gözlerini onlara diker. Lucky kımıldayınca, Pozzo kibriti öfkeyle fırlatıp ipi çeker.) Sepet! (Lucky düşecek gibi olur, kendini toplar, yaklaşıp şişeyi sepete koyar ve yerine döner. Estragon gözünü kemiklerden ayırmaz. Pozzo bir kibrit daha çakıp, piposunu yakar.) Ne beklersin, onun işi değil ki bu. (Piposundan bir duman çeker, bacaklarını uzatır.) Oh be! ESTRAGON: (çekine çekine.) Şey, Bayım...POZZO : Ne var dostum? ESTRAGON: Eee şey... bitirdiyseniz diyorum şeyleri... eee... kemikleri... ihtiyacınız...eee...var mıydı Bayım? VLADÎMÎR: (sinirlenir.) Patladın mı, bekleşene biraz! POZZO : Yo, yo, sorsun canım. Kemiklere ihtiyacım var mı? (Kırbacının ucuyla kemikleri karıştırır.)38Hayır, şahsen artık onlara ihtiyacım yok. (Estragon kemiklere doğru bir adım atar.) Ama... (Estragon durur.)...kuramsal olarak kemikler hamalın hakkıdır. Bu yüzden ona sorsanız iyi olur. (Estragon Lucky'ye doğru döner, duraksar.) Hadi, hadi, çekinmeyin, sorun, söyler. (Estragon Lucky'ye doğru gider . önünde durur.)ESTRAGON: Bayım... özür dilerim, Bayım... POZZO : Seninle konuşuyorlar domuz! Cevap ver! (Estragona) Bir daha sorun.ESTRAGON: Özür dilerim Bayım, kemikler, acaba kemikleri istiyor muydunuz?Lucky uzun uzun Estragon'a bakar. POZZO : (Kendinden geçerek.) Bay! (Lucky başını öne eğer.) Cevap ver! Kemikleri istiyor musun, istemiyor musun? (Lucky susar. Estragon'a.) Sizin olsun. (Estragon kemiklerin üstüne atlar, toplayıp kemirmeye başlar.) Bu işten hoşlanmadım. Daha önceden kemikleri hiç reddetmemişti. (Endişeyle Lucky'ye bakar.) Bir de hasta olup başıma kalırsa işimiz iş! Piposundan bir duman çeker VLADÎMÎR: (patlar). Bu kadarı da fazla! Sessizlik. Şaşıran Estragon39kemirmeyi bırakır, bir Pozzo'ya bir Vladimir'e bakar. Pozzo sakin görünmektedir, Vladimir ise sıkıntılı. POZZO: (Vladimir'e). Dilinizin altında ne var?VLADlMÎR : (kararlı, kekeleyerek). Birinsana...(Lucky'yi işaret eder)... böyle davranmak...bence...yo...bir insana...yo...bu kadarı fazla! ESTRAGON: (Bir köşede kalmak istemeyip.) Rezalet!Kemirmeye devam eder. POZZO : Çok acımasısızsınız. (Vladimir'e.) Kaba kaçmazsa sorabilir miyim, kaç yaşındasınız? (Sessizlik.) Altmış? Yetmiş? (Estragon'a) Sizce kaç yaşındadır?ESTRAGON: Onbir.POZZO : Saygısızlık ettim. (Piposunukırbacına vurur, kalkar.) Gitmem lazım. Yoldaşlığınız için teşekkür ederim. (Düşünür.) Yoksa gitmeden bir pipo daha mı iç sem, ne dersiniz? (Hiçbir şey demezler.) A ben çok az pipo içerim, pek çok az. Birini söndürmeden öbürünü yakanlardan değilimdir. (Elini kalbine götürüp içini çeker) çarpıntı yapıyor. (Sessizlik.) Nikotin bu, ne kadar dikkat ederseniz edin, gene de içinize çekiyorsunuz, (iç çekişler.) Bilirsiniz işte. (Sessizlik.) Ama belki de siz içmiyorsunuzdur? Evet? Hayır? Önemi yok.40(Sessizlik.) îyi de ayağa kalkmışken şimdi yine oturmam yapmacık olmaz mı? Şeyi belli etmeden, nasıl desem, sendelediğimi belli etmeden otursam. (Vladimir'e) Efendim? (Sessizlik.) Belki de bir şey demediniz? (Sessizlik.) Önemi yok. Bakalım... Düşünür.ESTRAGON: Oh be!Kemikleri cebine koyar. VLADÎMÎR: Hadi gidelim. ESTRAGON: Bu kadar erkenden mi?POZZO : Bir dakika! (İpi çeker.) İskemle! (Kırbacıyla işaret eder. Lucky iskemleyi yere koyar.)Daha! Şuraya! (Oturur.Lucky yerine döner.) Öldü işte! Piposunu doldurur. VLADÎMÎR: (hiddetle). Gidelim!POZZO : Umarım gitmenize ben sebep olmuyorumdur. Biraz daha bekleyin pişman olmazsınız.

    15. Sayfa
    ESTRAGON: (sadaka kokusu alarak). Acelemiz yok.POZZO : (piposunu yakarak).İkincisi asla o kadar iyi olmaz.(Pipoyu ağzından çıkarıp, onun hakkında düşünür)... birincisi kadar yani. (Pipoyu yeniden ağzına alır.) Ama gene de iyidir. VLADÎMÎR: Ben gidiyorum.POZZO : Varlığıma tahammül edemiyor artık. Belki öyle çok insancıl 41değilimdir, ama kimin umurunda? (Vladimir'e.) Düşüncesizce bir şey yapmadan iyi düşünün.Diyelim ki şimdi hava aydınlıkken gidiyorsunuz, doğru aydınlık. (Hepsi göğe bakarlar.) Güzel. (Göğe bakmayı bırakırlar.) Peki ama bu durumda- (Piposunu çıkarır, inceler) - yanılıyor muyum-(Piposunu tekrar yakar)- bu durumda- (Bir duman çeker) - bu durumda-fİ?//" duman çeker) -peki ama bu durumda şu... Godet...Godot...Godin'le buluşmanız ne olacak... kimi kasdettiğimi anlıyorsunuz işte, geleceğinizin bağlı olduğu adamı...(Bir an.)...en azından yakın geleceğinizin? VLADlMÎR: Nerden çıkarıyorsunuz bunu?POZZO : Benimle yeniden konuşuyor işte! Bu böyle devam ederse yakında can ciğer dost olacağız. ESTRAGON: Elindeki niye yere bırakmıyor?POZZO : Ben de onunla tanıştığıma memnun olurum. Ne kadar insanla tanışırsam o kadar mutlu olurum. En bayağı yaratık bile insanın bilgisini arttırıyor, zenginleştiriyor, kendisineneler bağışlandığının daha çok farkına varmasını sağlıyor. Siz bile... (Gösterişçi bir şekilde onları kastettiği anlaşılsın diye Vladimir ile Estragon'a bakar)... siz bile kimbilir, bana birşeyler42ESTRAGON: POZZO: VLADÎMÎR: POZZO:VLADÎMÎR: ESTRAGON:VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR:ESTRAGON: VLADÎMÎR: POZZO VLADÎMÎR POZZOESTRAGON POZZOVLADÎMÎR ESTRAGON VLADÎMÎRkatmış olacaksınız. Elindekileri niye yere bırakmıyor?Gerçi şaşarım buna ama. Size bir soru soruluyor. (sevinerek). Bir soru! Kim? Ne? Biraz önce korkuyla titreyip bana Efendim diye sesleniyordunuz. Şimdi soru soruyorsunuz. Sonumuz kötü olacak! (Estragon'a). Sanırım dinliyor. (Lucky'nin etrafında dolaşarak). Ne?Şimdi sorabilirsin. Kulak kesildi. Ne soracağım? Elindekileri niye yere bırakmadığını... Ben demerak ediyordum, îyi ya, sorsana. (sorunun kaybolacağından korkarak, bu konuşmaları endişeyle izlemiştir). Elindekileri niye yere bırakmadığını mı öğrenmek istiyorsunuz. Evet. (Estragon'a). Bundan eminsiniz değil mi?Manda gibi soluyor. Cevabı Şu. (Estragon'a.) Ama rahat durun lütfen, sinirlendiriyorsunuzbeni. Buraya gel. Ne var? : Konuşacak. Estragon Viladimir'in yanına gider. Hareketsiz, yan yana,43beklerlerPOZZO : Güzel. Herkes hazır mı? Herkesbakıyor mu bana? (Lucky'ye bakar ipi çeker. Lucky basını kaldırır.) Bana bak, domuz! (Lucky ona bakar.) Güzel! (Piposunu cebine koyar, küçük bir püskürteç çıkarıp boğazına sıkar, püskürteci cebine geri koyar, boğazını temizler, tükürür, püskürteci tekrar çıkarır, tekrar boğazına sıkar, cebine geri koyar.) Ben hazırım. Herkes dinliyor mu? Herkes hazır mı?

    16. Sayfa
    (Hepsine sırayla bakar, ipi çeker.) Domuz! (Lucky başını kaldırır.) Boşa konuşmayı sevmem. Güzel. Dur bakayım. Düşünür.ESTRAGON: Ben gidiyorum.POZZO : Öğrenmek istediğiniz tam olarak neydi? VLADÎMÎR : Niye elin...POZZO: (kızarak). Sözümü kesmeyin! (Bir an. Daha sakin.) Hep bir ağızdan konuşursak bir yere varamayız. (Bir an.) Ne diyordum? (Bir an.Daha yüksek sesle.) Ne diyordum?Vladimir ağır bir yük taşıyan birinin taklidini yapar hareketleriyle. Pozzo ona bakar, kafası karışmıştır.ESTRAGON: (zorlanarak.) Elindekiler.(Lucky'yi işaret eder.) Niye? Hep tutmak. (Bel verir, soluk soluğadır). Hiç yere koymamak. 44(Elleri açar, rahatlayarak doğrulur.) Niye?POZZO : Haa! Neden daha önce böyle söylemediniz? Niye kendini zahmete sokuyor? Açıklamaya çalışalım bunu. Buna hakkı yok mu? Tabii ki var. Demek ki kendisi istemiyor. O zaman soracaksınız, peki niye istemiyor?fZ?ı> an.) Baylar , cevabı şu. VLADÎMÎR: (Estragon'a) Dikkatli dinle.POZZO: Beni etkilemek için yapıyor bunu, onu bırakmayayım diye. ESTRAGON: Ne? POZZO : Pek iyi açıklayamadım galiba. Ondan ayrılma düşüncesini bir yana bırakayım diye gönlümü almak istiyor. Yo, tam bu da değil. VLADÎMÎR: Onu başınızdan savmak mı istiyorsunuz?POZZO : Bunu bana yutturmak istiyor, ama yutmam. VLADÎMÎR: Onu başınızdan savmak mı istiyorsunuz?POZZO : Ne kadar iyi taşıdığını görünce onu bu iş yanımda tutacağımı düşünüyor. ESTRAGON: Bıktınız mı ondan?POZZO : Aslında domuz gibi taşıyortaşımasına ama onun işi bu değil. VLADÎMÎR : Onu başınızdan savmak mı istiyorsunuz? POZZO : Yorulmak bilmezliğini görünce kararımdan pişman olacağımı45sanıyor. Acınası hesabı bu onun. Sanki başka köle bulamayacağım! (Üçü de Lucky'ye bakarlar.) Atlas, Jüpiter'in oğlu! (Sessizlik.) işte düşündüğüm bu. Başka bir sorunuz var mı?Püskürteç. VLADlMÎR: Onu başınızdan savmak mı istiyorsunuz? POZZO : Dikkat edin ben onun yerinde, o da benim yerimde olabilirdipekala. Talih böyle istemeseydi.Herkese lâyığı. VLADÎMÎR: Onubaşınızdansavmakmıistiyorsunuz? POZZO : Efendim? VLADlMÎR: Onu başınızdan savmak mı istiyorsunuz? POZZO*: Öyle, onu pekala kovabilirim,ama öyle yapacağıma, yani kıçına bir tekme atacağıma iyi yürekliliğimden pazara götüreceğimonu, umarım orada onu iyi bir fiyata satabilirim. Aslına bakarsanız böylesi yaratıkları kovmak mümkün değil. En iyisi, öldürmek böylelerini. Lucky ağlar. POZZO : Ağlıyor. Kocamış itler bile daha onurludurlar. (Mendilini Estragon'a uzatır.) Madem acıyorsunuz, avutun şunu. (Estragon duraksar.) Hadii. (Estragon mendili alır.) Gözyaşlarını silin, silin ki daha az terkedilmiş hissetsin kendini.46Estragon duraksar. VLADlMÎR : Ver şunu da ben yapayım bari. Estragon mendili vermeyi reddeder. Çocukça hareketler.POZZO : Acele edin, kesecek şimdi.

    17. Sayfa
    (Estragon Lucky'ye yaklaşır ve gözlerini silmeye davranır. Lucky, Estragon'un kaval kemiğine şiddetli bir tekme atar. Estragon mendili atıp korkuyla geri çekilir, acıdan uluyarak sahnede seke seke dolanır.) Mendil!Lucky bavulu ve sepeti bırakır, mendili yerden alıp Pozzo'ya verir, yerine döner, yerden bavulu ve sepeti alır. ESTRAGON: Off, domuz! (Pantalonunpaçasını sıyırır.) Sakatladı beni.POZZO : Yabancıları sevmediğini söylemiştim size. VLADÎMÎR: (Estragon'a). Bakayım. (Estragon bacağını gösterir. Pozzo'ya kızarak.) Bacağı kanıyor!POZZO : Bu iyiye işaret. ESTRAGON: (tek ayak üstünde). Bir daha hiçyürüyemeyeceğim! VLADÎMÎR: (müşfik). Ben seni taşırım. (Bir an.) Gerekirse.POZZO : Ağlamayı kesti. (Estragon'a) Sanki onun yerini siz aldınız. (Lirik.) Yeryüzünün gözyaşları hep sabit kalır. Biri ağlamaya başlamışsa, başka bir yerde bir başkasının gözyaşları dinmiştir.47Aynı şey gülmek için de geçerlidir. (Güler.) Kuşağımız için kötü söz etmeyelim, önceki kuşaklardan daha mutsuz değil çünkü. (Bir an.) İyi söz de etmeyelim. (Bir an.) îyisi mi hiç söz etmeyelim. (Bir an.Sakınarak.) Nüfusun arttığı doğru.VLADÎMlR: Yürümeye çalış.Estragon aksak birkaç adım atar, Lucky'nin önünde durup üzerine tükürür, sonra gidip tümseğe oturur. POZZO : Bütün bu güzel şeyleri bana kim öğretti bilin bakalım. (Bir an. Lucky'yi işaret ederek.) Lucky'ciğim!VLADlMlR: (gökyüzüne bakarak.) Hiç gece olmayacak mıdır nedir. POZZO : Fakat ona göre bütündüşüncelerim bütün duygularım düzayak şeylerdi. (Bir an.Aşırı hiddetle.) Mesleki kaygılar! (Daha sakin.) Güzellik, incelik, has gerçek, bütün bunların beni aştığını biliyordum. O zamanben de bir vurmalık aldım.VLADÎMÎR: (irkilerek gökyüzüne bakmayı keser). Bir vurmalık mı? POZZO: Bu yaklaşık atmış yıl önceydi... (Saatine bakar)... evet yaklaşık altmış. (Gururla kabararak.) O kadar yaşlı göstermiyorum değil mi? Onun yanında bir delikanlı1 Dördü de melon şapka takarlar 48gibi görünüyorum, h&!(Bir an.) Şapka! (Lucky Sepeti yere koyar ve şapkasını çıkarır. Uzun beyaz saçı yüzüne dökülür. Şapkasını koltuğunun altına sıkıştırıp sepeti alır.) Şimdi banabakın. (Pozzo şapkasını1 çıkarır. Hiç saçı yoktur. Şapkasını yeniden başına geçirir.) Gördünüz mü?VLADÎMÎR : Şimdi de başınızdan atıyorsunuz onu ha? Böylesi yaşlı, sadık bir uşağı! ESTRAGON: Pis domuz!Pozzo giderek tedirgini esir. VLADÎMÎR: îşe yanan kısımlarını yediktensonra, şimdi onu tıpkı bir... tıpkı, bir muz kabuğu gibi fırlatıp atıyorsunuz. Gerçekten... POZZO: (inleyerek, başı ellerinin arasında).Day anamıyorum... artık... neler yapıyor... tahmin edemezsiniz... korkunç... gitmesi gerek... (Kollarını sallar)... Çıldırıyorum... (Yere çöker, başı ellerinin arasında)... Dayanamıyorum... artık... Sessizlik. Hepsi Pozzo'ya bakarlar. VLADÎMÎR: Dayanamıyor.ESTRAGON: Artık. VLADÎMÎR: Çıldırıyor.ESTRAGON: Korkunç. VLADÎMÎR: (Lucky'ye). Ne cüret! îğrenç birşey bu! Böylesi iyi bir efendiye böylesi acı çektirmek!49Bunca yıldan sonra! Gerçekten!POZZO : (Hıçkırıklar içinde). Bir zamanlar ne iyiydi...yardım ederdi... eğlerdi... güzel meleğim...ama şimdi...öldürüyor beni. ESTRAGON: (Viladimir'e) Yerine başka birini mi almak istiyor? VLADÎMÎR: Ne? ESTRAGON: Birisinin onun yerini almasını istiyor mu istemiyor mu? VLADÎMÎR: Sanmam. ESTRAGON: Ne? VLADÎMÎR: Bilmiyorum. ESTRAGON: Ona sor.

    18. Sayfa
    POZZO: (daha sakin). Baylar bana ne oldu bilmiyorum. Bağışlayın beni. Tüm söylediklerimi unutun. (Gittikçe eski haline döner.) Söylediklerimi tam olarak hatırlamıyorum, ama emin olun hiçbiri doğru değildi. (Doğrulur, göğsüne vurur.) Acı çektirilebilecek bir adama benziyor muyum ben? Açık sözlü olun. (Ceplerini karıştırır.) Pipoma ne yaptım? VLADÎMÎR: Çok hoş bir akşam geçiriyoruz. ESTRAGON: Unutulmaz. VLADÎMÎR: Hem daha bitmedi. ESTRAGON: Ya, öyle. VLADÎMÎR: Daha bu başlangıç. ESTRAGON: Berbat. VLADÎMÎR: Ucuz piyeslerden de kötü. ESTRAGON: Sirkten. VLADÎMÎR: Müzikholden.50ESTRAGON: Sirkten. POZZO ESTRAGON VLADÎMÎR ESTRAGON VLADÎMÎR POZZOESTRAGON POZZO ESTRAGON POZZO ESTRAGON POZZO ESTRAGON POZZO ESTRAGON POZZO ESTRAGONŞu pipoyu ne yapmış olabilirim? Ne komik bir adam! Ivır zıvırını kaybetmiş.Gürültüyle güler.Birazdan dönerim.Aceleyle çıkışa doğru gider.Koridorun sonunda, solda. Yerimi tut.Vladimir çıkar.(neredeyse ağlayarak). Pipomu kaybettim, en iyi cinstendi hem de .(Katıla katıla). Ölümüm bu adamın elinden olacak.Siz de görmediniz değil mi? (Vladimir'i göremeyince.) A!Gitmiş! Hoşçakalın bile demeden! Nasıl olur! Biraz bekleyebilirdi!Altına edecekti neredeyse.Ha! (Bir an.) iyi o zaman, tabii bu durumda...Buraya gelin.Niye? Görürsünüz.Kalkmamı mı istiyorsunuz? Çabuk, çabuk! (Pozzo yerindenkalkar Estragon'un yanına gider. Estragon işaret eder.) Bakın!(gözlüğünü takıp). Ooo! Bitti.Vladimir girer, suratı asıktır.Lucky'ye omuz atıp geçeriskemleyi tekmeyle devirir, 51

    19. Sayfa
    tedirgin bir şekilde dolanır.POZZO : Memnun olmamış. ESTRAGON: (Vladimir'e) Neler kaçırdın?. YazıkVladimir durur, iskemleyi düzeltir, sağa sola gitmeyi sürdürür, yatışmaktadır. POZZO: Yatışıyor. (Etrafına bakarak.) aslında herşey yatışıyor. Büyük bir sükun çöküyor. (Elini kaldırarak.) Dinleyin! Pan uyuyor. VLADÎMÎR: Hiç gece olmayacak mıdır nedir? Üçü de gökyüzüne bakarlar. POZZO : Gece olmadan gitmeyeceksiniz herhalde? ESTRAGON: Şey...biliyorsunuz...POZZO : Çok doğal bir şey bu, çok doğal. Ben de sizin yerinizde olsaydım, benim de sizin gibi bir Godin...Godet...Godot...ya da her kimse onunla bir randevum olsaydı, zifiri karanlık çökmeden vazgeçmez, beklerdim. (İskemleye bakar.) Çok oturmak istedim, ama bilmem nasıl olacak? ESTRAGON: Yardım edebilir miyim?POZZO : Belki isterseniz? ESTRAGON: Neyi istersem?POZZO : Oturmamı isterseniz. ESTRAGON: Bunun yardımı olacak mı?POZZO : Olur herhalde. ESTRAGON: iyi öyleyse. Oturun, Bayım, Lütfen. POZZO : Hayır hayır, gerek yok! (Bir an.52Alçak sesle.) Bir daha sorun.ESTRAGON: Hadi, oturun rica ederim, üşüteceksiniz. pOZZO : Gerçekten öyle midüşünüyorsunuz?ESTRAGON: Tabii ki.POZZO : Haklısınız şüphesiz. (Oturur.)işte oldu! (Bir an.) Sağol, sevgili dostum. (Saatine bakar.) Ama artık gitmem lazım, geç kalacağım yoksa.VLADİMÎR: Zaman durdu.POZZO : (Saatini kulağına götürdü.) inanmayın buna, Bayım, inanmayın. (Saatini tekrar cebine koyar.) Neye isterseniz inanın, ama buna değil.ESTRAGON: (Pozzo'ya). Ona bugün herşey karanlık görünüyor. POZZO : Semâ hariç. (Böyle güzel bir söz kullandığı için mutlu güler.) Ama görüyorum ki, buralardan değilsiniz,günbatımlarımızın neler yapabileceğini bilmiyorsunuz. Anlatayım mı size? (Sessizlik. Estragon yine çizmesiyle oynamaktadır, Vladimir şapkasıyla.) Sizleri kıramam. (Püskürteç.) Biraz dikkatlütfen. (Vladimir ve Estragon oyunlarını sürdürürler, Lucky yarı uyumaktadır. Pozza yavaşça kırbacını şaklatır.) Nesi var bu kırbacın? (Ayağa kalkıp daha bir şiddetle şaklatır, sonundabaşarır, Lucky sıçrar. Vladimir'in şapkası, Estragon'un 53çizmesi, Lucky'nin şapkası yere düşer. Pozzo kırbacı fırlatır.) Bu kırbacın işi bitmiş. (Vladimir ile Estragon'a bakar.) Ne diyordum? VLADİMÎR: Hadi gidelim. ESTRAGON: Fakat ayaktadurmayın rica ederim, üşütüp öleceksiniz. POZZO: Doğru. (Oturur. Estragon'a) Adınız neydi? ESTRAGON:ADEM.POZZO : (dinlenmiştir.) Ha evet! Gece.(Kafasını kaldırır.) Ama biraz daha dikkatli olun, n'olur, yoksa bir yere varamayacağız (Gökyüzüne bakar.) Bakın! (Hepsi göğe bakar, yalnız Lucky yine sızmıştır. Pozzo ipi çeker.) Göğe baksana domuz! (Lucky göğe bakar.) îyi, bu kadar yeter. (Göğe bakmayı bırakırlar.) Bunda olağanüstü olan ne? Gökyüzü işte. Günün bu saatinde heryerde görülebilecek soluk ve aydınlık bir gökyüzü. (Bir an.) ı Bu iklimlerde (Bir an.) Havagüzel olduğunda. (Lirik.) Bir saat önce (Saatine bakar, her zamanki konuşma biçimiyle.) aşağı yukarı (Lirik.) yağmur bardaktan boşalırcasına yağdıktan sonra... şeyden beri (Duraksar, her zamanki gibi) diyelim ki sabahın onundan beri (Lirik.) Usandırıcı kızıl, beyaz ışık selleri parlaklığını yitirmeye başlar, solmaya (iki elini de yavaş yavaş kapatır.) solmaya, her an biraz 54daha solmaya, biraz daha, ta ki... (Dramatik bir duruş, yavaş yavaş kapatmakta olduğu ellerinianiden olabildiğince geniş açar) püff! Biter! Dinlenmeye çekilir. Amaa-fElini öğüt verirmiş gibi kaldırır)- ama bu yumuşaklık ve huzur örtüsünün ardında gece hızla yaklaşıyor (çınlayan bir

    20. Sayfa
    sesle) ve üstümüze çöküverecek {Parmaklarını şıklatır) hop! Böyle işte! (Esini kalmaz artık) tam da onu en az beklediğimiz anda. (Sessizlik. Kederli.) Bu kancık dünyada böyle oluyor işte. Uzun bir sessizlik. ESTRAGON: însan bildiği sürece. VLADÎMlR: Uygun anı bekleyebilir.ESTRAGON: Ne umacağını bilir. VLADlMÎR: Meraka gerek kalmaz. ESTRAGON: Yalnızca beklenir. VLADİMİR: Alışığız buna.Şapkasını yerden alır, içine dikkatle bakar, sallar, başına takar. POZZO: Nasıl buldunuz beni? (Vladimir ve Estragon ona boş boş bakarlar). İyi? İdare eder? Orta? Zayıf? Daha iyi olabilir?VLADÎMÎR: (önce anlayarak) .A çok iyi, çok çok iyi. POZZO: (Estragon'a). Ya sizce, Bayım? ESTRAGON: A bundan iyisi can sağlığı.POZZO : Teşekkürler, beyler, teşekkürler. (Bir an.) Teşvik edilmeye o kadar ihtiyacım var ki! (Bir an.)55Sonlara doğru biraz zayıfladım, fark etmediniz mi? VLADÎMÎR: Oh, belki çok çok az. ESTRAGON: Ben kasti sandım.POZZO : Görüyorsunuz belleğim zayıf. Sessizlik. ESTRAGON: Bu arada hiçbir şey olmuyor.POZZO : Sıkıcı mı buldunuz? ESTRAGON: Biraz. POZZO : (Vladimir'e). Ya siz, Bayım?VLADÎMlR: Daha çok eğlendiğim olmuştu doğrusu.Sessizlik. Pozzo içten içe mücadelededir. POZZO: Baylar, bana... nazik davrandınız ESTRAGON: Hiç de değil! VLADÎMÎR: Ne düşünce!POZZO : Evet evet,doğru davrandınız. Ben de kendime bu kadar canları sıkılan bu dürüstinsanlar için ne yapabilirim diye sordum. ESTRAGON: On frank da yeterdi. VLADÎMÎR: Biz dilenci değiliz!POZZO : Onları eğlendirmek için, diye sordum kendi kendime, yapabileceğim bir şey var mı? Onlara kemik verdim, şundan bundan söz ettim, demin günbatımını açıkladım. Ama bu yeterlimi, işte bu azap veriyor bana, bu yeterli mi? ESTRAGON: Hadi beş olsun. VLADÎMÎR: (Estragon'a kızarak). Yeter artık! ESTRAGON: Daha aşağıya .inemezdim.POZZO : Bu yeterli mi? Şüphesiz. Ama 56ben açık fikirli biriyimdir. Yaratılışım gereği. Bu akşam. Çok kötü bu. (ipi çeker. Lucky ona bakar.) Çünkü acı çektirecek bu bana, bu kesin. (Yerden kırbacı alır.) Hangisini tercihederdiniz? Ona dans mı ettirelim, şarkı mı söyletelim, yoksa bize ezbere birşeyler mi okusun ya da düşünsün ya da -ESTRAGON: Kim?POZZO : Kim olacak! Siz düşünmeyi bilmiyor musunuz yoksa, siz ikiniz? VLADÎMÎR: O düşünüyor mu?POZZO : Tabii ki. Yüksek sesle. Birzamanlar çok güzel düşünürdü. Saatlerce dinlerdim onu. Şimdiyse... (Ürperir.) Benim için çok daha kötü. Neyse, bizim için bir şeyler düşünsün, istermisiniz? ESTRAGON: Bence dans etsin, daha eğlenceli olur. POZZO : Belli olmaz. ESTRAGON: Değil mi, Didi, daha eğlenceli olmaz mı? VLADÎMÎR: Ben düşünürken duymak isterdimonu. ESTRAGON: Belki önce dans edip sonradüşünebilir, ondan çok şey mi istemiş oluyorum acaba? VLADÎMÎR: (Pozzo'ya). Mümkün mü? POZZO : Tabii çok kolay. Doğal düzeni bu.Kısa bir süre güler. VLADÎMÎR: Öyleyse dansetsin. 57Sessizlik. POZZOESTRAGON POZZOESTRAGON POZZO ESTRAGON POZZOESTRAGON VLADÎMlR

    21. Sayfa
    POZZO VLADİMİR POZZOESTRAGON POZZO: Duyuyor musun, domuz? : Hiç reddettiği olmaz mı? : Bir kere etmişti. (Sessizlik.) Danset, sefil!Lucky bavulu ve sepeti bırakır,öne doğru ilerler, Pozzo'yadöner. Lucky danseder. Durur. : Bu kadarcık mı? : Devam et. Lucky aynı hareketleri tekrarlar,durur.Pöh! Bunu ben de yapardım. (Lucky'yi taklit eder, düşücek gibi olur.) Biraz çalışmak lazım. Bir zamanlar frandol, fling, brol, cig, fandango, hatta gemici dansı bile yapardı. Zıplayıp dururdu.Artık en çok bunu yapabiliyor. Bu dansa ne diyor biliyor musunuz?Şamar Oğlanının Acısı. Sıkı Sıçış.Ağ Dansı. Bir ağa yakalandığınıdüşünüyor.(eleştirmen havalarına gir ererek.) Öyle bir şey vardı ki...Lucky eşyaların yanına dönmeyedavranır.Çüşş!Lucky olduğu yerde kalır.Ne zaman reddetmişti anlatsanıza! Zevkle, zevkle (Ceplerini karıştırır.) Biraz bekleyin. (Karıştırır.) Spreyimi nereye58ESTRAGON: POZZO ESTRAGON VLADÎMÎR ESTRAGON ESTRAGON VLADÎMÎR POZZO ESTRAGON VLADÎMÎR POZZO VLADÎMÎRkoydum? (Karıştırır.) Al işte şimdi de bunu... (Başını yukarı kaldırır, donup kalmış gibidir. Zor duyulan bir sesle.) Püskürtecimi bulamıyorum! (Zor duyulan bir sesle).Sol

    22. Sayfa
    ciğerim çok zayıf! (Yavaşça öksürür. Ortalığı çınlatan bir sesle) Ama sağ ciğerim manda ciğeri mübarek!(Normal bir sesle). N'apalım! Nediyordum? (Düşünür.) Al işte şimdi de bu ... (Başını kaldırır.) Yardım edin bana!Bir dakika!Bir dakika! Bir Dakika!Aynı anda üçü de şapkalarını çıkarıp ellerini alınlarına koyar,konsantre olurlar. (zafer edasıyla). Hah!Buldu.(sabır sız).EcelNiye elindekileri yere bırakmıyor?Saçmalık!Emin misiniz? Lanet olsun daha önce de anlattınız bunu! Daha önce anlattım mı? Daha önce anlattı mı? Elindekileri bıraktı zaten. (Lucky'ye göz atar). Bırakmış. Eee peki?VLADÎMÎR: Elindekileri bıraktığına göre niye bırakmadığını sormamız mümkünPOZZO ESTRAGON VLADÎMÎR ESTRAGON 59değil.POZZO ESTRAGONPOZZO VLADÎMİR ESTRAGON POZZOESTRAGONVLADÎMİR POZZO VLADÎMİR POZZO VLADÎMİR ESTRAGON VLADÎMİR ESTRAGON POZZO VLADÎMİR POZZO ESTRAGON POZZO VLADÎMİR: Doğru düşündünüz!: Peki niye bıraktı?: Hadi buna da cevap verin.: Dans etmek için.: Doğru!: Doğru!Sessizlik. Şapkalarını giyerler. : Hiçbir şey olduğu yok, kimse

    23. Sayfa
    gelmiyor, kimse gitmiyor, berbatbir şey! : (Pozzo'ya). Söyleyin de düşünsün : Şapkasını verin. : Şapkasını mı? : Şapkası olmadan düşünemez. : (Estragon'a). Şapkasını ver. : Ben mi! Bana yaptıklarından sonra mı! Dünya da olmaz! : Ben veririm.Kımıldamaz. : (Pozzo'ya). Söyleyin de gidipkendi alsın. : Vermek daha iyi olur. : Ben veririm.Yerden şapkayı alır ve kol boyu uzaklıktan Lucky'ye uzatır, Lucky kımıldamaz.Başına koymalısınız. (Pozzo'ya). Söyleyin de alsın. Başına koymak daha iyi.Ben koyarım.Lucky'ye arkadan dikkatlice yaklaşır, şapkayı başına koyup hemen geri çekilir. Lucky60kımıldamaz. Sessizlik. ESTRAGON: Ne bekliyor? POZZO : Geri çekilin! (Vladimir ileEstragon Lucky'den uzaklaşırlar. Pozzo ipi çeker. Lucky Pozzo'ya bakar.) Düşün, domuz! (Bir an. Lucky dansetmeye başlar.) Dur! (Lucky durur.) ileri! (Lucky ilerler.) Dur! (Lucky durur.)Düşün! Sessizlik.LUCKY : Öte yandan eğer...POZZO : Dur! (Lucky durur.) Geri! (Lucky geriler.) Dur! (Lucky durur.) Dön! (Lucky seyircilere doğru döner.) Düşün! Lucky'nin tiradı boyunca diğerleri şu tepkileri verir:Vladimir ile Estragon pür dikkat dinlerler, Pozzo keyifsizdir, iğrenmektedir.Vladimir He Estragon sıkılmaya başlarlar, Pozzo'nun acıları artar.Vladimir ile Estragon yine dikkat kesilirler, Pozzo gittikçe daha tedirgin inler.Vladimir ile Estragon bağırıp çağırırlar. Pozzo doğrulup ipi çeker. Hepsi avazları çıkana kadar bağırmaktadırlar. Lucky ipi kendine çeker, sendeler, bağıra bağıra konuşur.Üçü birden karşı koyup, bağırmakta olan Lucky'nin üzerine atılırlar.61LUCKY: Puncher ve Wattmann'in genel çalışmalarında ortaya konduğu üzre özel bir tanrının varlığı göz önüne alınırsa ki ki ki ki o beyaz sakallı ki ki ki ki o zamanın dışında uzamsız ki kutsal umursamazlığın kutsal duyarsızlığın kutsal dilsizliğin yücelerinden zamanla öğrenilecek bilinmeyen nedenlerle bazı istisnalar dışında hepimizi çok seven Kutsal Miranda ve onlar gibi acı çeken zamanla öğrenilecek bilinmeyen nedenlerle eziyete sokulmuş ateşe sokulmuş devam ederse ateşi alevlenecek ve şüphesiz göğü ateşe verecek yani gökyüzünü cehenneme çevirecek ki o gökyüzü o kadar mavi dingin ve sakin o kadar sakin ki ara ara da olsa hiç yoktan iyi ama o kadar hızlı değil ve dahası Testew ve Cunard'ın Posi'deki Esi-Antropopopometri Akakakakademisi tarafından ödüllendirilen yarım kalmış çalışmalarından bundan böyle kesinlikle anlaşılmıştır ki ama ama bilinmeyen nedenlerle o kadar hızlı olmayan Puncher ve Wattmann'in genel çalışmaları sonucu kesinlikle anlaşılmıştır ki Fartov ve Belcher'inbilinmeyen nedenlerle yarım kalmış emekleri ışığında Testew ve Cunard'ın62yarım kalmış anlaşılmıştır ki çok kişi reddetse de Testew ve Cunard'ın Posi'sindeki insan, Esi'deki insan kısaca insan özetle insan beslenme ve boşaltmadaki gelişmelere rağmen erimektedir zayıflamaktadır erimektedir zayıflamaktadır ve aynı zamanda eşzamanlı olarak dahası bilinmeyen nedenlerle beden eğitimindeki tenis futbol koşu bisiklet yüzme uçma binicilik planör kayak kamuci* kızak her türlü tenis ölme uçma her türlü spor son bahar yaz kış kış her türlü tenis her türlü hokey gibi sporlardaki gelişmelere rağmen penisiline ağrı kesicilere kısaca özetlersem uçma kayma seksen dokuz delikli golf her türlü tenise rağmen kısaca bilinmeyen nedenlerle Feckham'da Peckham'da Fullham'da Clapham'da yani aynı

    24. Sayfa
    zamanda eşzamanlı olarak dahası bilinmeyen zamanla öğrenilecek nedenlerle solmaktadır özetlersem Fullham Clapham özetlersem Papaz Berkeley'in ölümünden beri kelle başına ölü kaybı yaklaşık aşağı yukarı otuz santim yüz gram ondalık sisteme göre iyi ölçüdür yuvarlak rakamlar Conemara'da ayakta çorap* Beckett'in anayurdu irlanda'da kadınların oynadığı hokeye benzer bir spor 63çırılçıplak ancak bilinmeyen nedenlerle ama gerçekler ortada ve dahası çok daha ciddiSteinweg ve Peterman'ın kaybolan emeklerinin ışığında düşünüldüğünde ortaya şu çıkmakta ki daha çok daha ciddi ki Steinweg ve Peterman'ın kaybolan emeklerinin ışığında ışığında ışığında ovalarda dağlarda denizlerde ırmaklarda akan suda ateşte hava aynıdır ve sonra toprak yani hava ve sonra toprakta büyük don büyük karanlık hava büyük donda taş yuvası toprak yazık yazık tanrılarının altıyüz bilmem ne yılında hava toprak deniz taşların yuvası toprak derinlerde donda denizde karada ve havada özetlersem bilinmeyen nedenlerle tenise rağmen gerçekler ortada ama zamanla öğrenilecek özetlersem yazık yazık üstünde üstünde kısaca özetle taşların yuvasının üstünde üstünde şüphe yok özetlersem ama o kadar hızlı değil özetlersem kafatası soluyor soluyor soluyor ve aynı zamanda eşzamanlı olarak dahası bilinmeyen nedenlerle tenise rağmen sakalın üstünde üstünde alevler gözyaşları taşlar o kadar mavi o kadar sakin yazık yazık üstünde üstünde kafatası kafatası kafatası kafatası Connemara'da tenise rağmen bırakılmış terk64edilmiş yarım daha ciddi emekler taşların yuvası kısaca özetlersem yazık yazık bırakılmış terkedilmiş kafatası kafatası Connemara'da tenise rağmen kafatası yazık taşlar Cunard (karmakarışık, son haykırışlar) tenis... taşlar... o kadar sakin... Cunard... yarım...POZZO : Şapkası!Vladimir Lucky'nin şapkasını kapar. Lucky susar. Düşer. Sessizlik. Galipler hızlı hızlı solurlar. ESTRAGON: Öcüm alındı!Vladimir şapkayı inceler, içine dikkatle bakar. POZZO : Verin şunu! (ŞapkayıVladimir'den çekip alır, yere fırlatıp üstüne basar.) Bir daha düşünemeyecek! VLADÎMÎR: Peki yürüyebilecek mi? POZZO : Yürüyecek misin sürünecekmisin! (Lucky'yi tekmeler.) Kalk domuz! ESTRAGON: Ölmüştür belki de. VLADÎMÎR: Öldüreceksiniz onu.POZZO : Kalk pislik! (İpi çeker.) Yardım edin! VLADÎMÎR : Nasıl? POZZO .Kaldırın şunu!Vladimir ile Estragon Lucky'yi ayağa kaldırırlar, bir an destek olup, sonra bırakırlar. Düşer. ESTRAGON: Mahsus yapıyor!POZZO : Tutmanız lazım. (Bir an.) Hadi, hadi kaldırın şunu. 65ESTRAGON: Cehenneme kadar yolu var! VLADİMÎR: Hadi, bir kere daha. ESTRAGON: Bizi ne zannediyor bu?Lucky'yi kaldırılar, tutarlar. POZZO : Bırakmayın! (Vladimir ile Estragon sendelerler.) Kımıldamayın! (Pozzo bavulu ve sepeti yerden alıp Lucky'nin yanına gelir.) Sıkı tutun! (BavuluLucky'nin eline verir. Lucky hemen bırakır.) Bırakmayın! (Bavulu tekrar Lucky'nin eline verir. Lucky yavaş yavaş elinde bavulu hissettikçe kendine gelir ve en sonunda parmakları sapıkavrar.) Sıkı tutun! (Aynı süreç sepet için de tekrarlanır.) Tamam! Bırakabilirsiniz. (Vladimir ile Estragon uzaklaşınca Lucky sendeler, sallanır, düşecek gibi olur, ama ayakları üstündedurmayı başarır, bavul ve sepet ellerindedir. Pozzo geriye gidip kırbacını şaklatır.) îleri! (Lucky sendeleyerek ilerler.) Geri! (Lucky sendeleyerek geriler.) Dön! (Lucky döner.) Oldu buiş!Yürüyebiliyor. (Vladimir ve Estragon'a dönerek.) teşekkürler baylar, şimdi izin verirseniz size... (Ceplerini karıştırır)...en içten...(Karıştırır)...en içten... (Karıştırır.)...saatimi nereyeşaşmazdı! (Hıçkırarak.)koydum? (Karıştırır.) Gerçek bir köstekli saatti baylar, saniye ı Dedem66VLADİMÎR POZZO

    25. Sayfa
    VLADİMÎR ESTRAGON POZZO VLADİMÎR POZZOVLADİMÎR: ESTRAGON: POZZO:ESTRAGON: POZZO:ESTRAGON: POZZO:ESTRAGON: POZZO:VLADİMÎR: POZZO:vermişti onu bana! (Yerdearanır, Vladimir ve Estragon da aynı şekilde. Pozzo ayağıyla Lucky'nin şapkasından kalanları döndürür.) Al işte şimdi de bu.: Belki de yelek çebinizdedir.: Bir dakika! (Kulağını karnına götürmek için iki büklüm olur, dinler, Sessizlik.) Hiçbir şey duymuyorum. (Yaklaşmaları için işaret eder. Vladimir ve Estragon yanına giderler, karnına eğilirler) En azından tik-tak duyulmalıydı. Şşşt!Hepsi iki büklüm eğilip dinlerler. Bir şey duyuyorum. Nerede? Kalp bu. (hayal kırıklığına uğramış).Lanet olsun! Şşşt!Belki de durmuştur Doğrulurlar.Böyle pis kokan hanginiz? Onun nefesi kokuyor, benimayaklarım kokuyor.Gitmem lazımKöstekli saatiniz n'olucak? Konakta bıraktım herhalde.Sessizlik.Öyleyse güle güle. Hoşça kalın.Güle güleHoşça kalın 67 VLADÎMÎR: POZZO: ESTRAGON: POZZO: VLADÎMÎR: POZZO: ESTRAGON: POZZO: VLADÎMÎR: ESTRAGON:POZZO ESTRAGON VLADÎMÎR POZZO ESTRAGON VLADÎMÎR

    26. Sayfa
    POZZOSessizlik. Kimse Kımıldamaz. Güle güle.Hoşçakalın. Güle güleSessizlik. Teşekkürler.Biz teşekkür ederiz.Bir şey değil.Evet evet.Hayır hayır. : Evet evet. : Hayır hayır.Sessizlik. : Bir türlü... (uzun süre duraksar) ...ayrılamıyorum. Hayat bu.Pozzo döner, Lucky'den uzaklaşıp çıkışa doğru ilerler, yürürken ipi yavaş yavaş salar. Yanlış yoldan gidiyorsunuz. Hızlı bir başlangıç yapmam lazım. (İpin sonuna, yani sahne dışına varınca durur, döner ve bağırır.) Geri çekilin! (Vladimir ve Estragon geri çekilir, Pozzo'ya doğru bakarlar. Kırbacın şaklaması.) Yürü! Yürü!: Yürü!: Yürü!: Daha hızlı! (Sahnede belirir, Lucky önde o arkada sahneyi geçerler. Vladimir ile Estragon şapkalarını sallarlar. Lucky çıkar.) Yürü! Yürü! (Tam çıkmak üzreyken durur ve döner, ip gerilir. Lucky'nin yere düşme68sesi.) Îskemle! (Vladimir iskemleyi yerden alıp Pozzo'ya verir, o da Lucky'ye fırlatır.) Hoşçakalın! VLADÎMÎR: /n , , „ , ^ ,(Şapkalarını sallayarak) Güle güle! ESTRAGON:POZZO: Kalk! Domuz! (Lucky'nin kalkma sesi) Yürü! (Pozzo çıkar) Daha hızlı! Yürü! Hoşçakalın! Domuz! Höst! Hoşçakalın! Uzun bir sessizlik. VLADÎMÎR: Zaman geçirdi. ESTRAGON: Nasıl olsa geçerdi. VLADÎMÎR: Doğru ama bu kadar çabuk değil.Bir an. ESTRAGON: Şimdi n'apıyoruz? VLADÎMÎR: Bilmiyorum. ESTRAGON: Hadi gidelim.VLADÎMÎR: Gidemeyiz. ESTRAGON: Niçin? VLADÎMÎR: Godot'u bekliyoruz. ESTRAGON: (Umutsuzca.) Ha!Bir an. VLADÎMÎR: Ne kadar değişmişler! ESTRAGON: Kimler? VLADÎMÎR: O ikisi.ESTRAGON: Ya, hadi biraz bunun hakkındakonuşalım. VLADÎMÎR: Öyle değil mi? ESTRAGON: Ne? VLADÎMÎR: Değişmişler. ESTRAGON: Olabilir. Hepsi değşiyor. Bir tek69biz değişemiyoruz. VLADÎMÎR: Olabilir mi! Kesin. Gözlerinlegörmedin mi? ESTRAGON: Sanırım gördüm ama onları tanımıyorum. VLADİMÎR: Olur mu tanıyorsun. ESTRAGON: Hayır, tanımıyorum. VLADÎMÎR: Tanıyoruz diyorum sana.Herşeyi unutuyorsun. (Bir an. Kendi kendine.) Tabii bunlar başkası değilse... ESTRAGON: O zaman bizi niye tanımadılar? VLADÎMÎR: Hiç fark etmez ben de onları tanımıyormuş gibi davrandım. Hem bizi hiç kimse tanımaz ki. ESTRAGON: Boş ver. Bizim ihtiyacımız olan -ah! (Vladimir tepki göstermez.) Ah! VLADÎMÎR: (kendi kendine). Tabii bunlarbaşkası değilse... ESTRAGON: Didi! Bu kez öbür ayağım!Tümseğe doğru sıçraya sıçraya gider. VLADÎMÎR: Tabii bunlar başkası değilse... ÇOCUK: (sahne dışından). Bayım!Estragon durur. İkisi de sesin geldiği yöne bakarlar. ESTRAGON: Hadi bakalım, yine başlıyor.VLADÎMÎR: Yaklaş yavrum.Çocuk girer, ürkek. Durur. ÇOCUK: Bay Albert...? VLADÎMÎR: Evet. ESTRAGON: Ne istiyorsun? VLADÎMÎR: Yaklaş!Çocuk kımıldamaz.70ESTRAGON: (zorlayarak). Yaklaş denince yaklaş!

    27. Sayfa
    Çocuk ürkek, yaklaşır, durur. VLADÎMÎR : Ne var?ÇOCUK: Bay Godot... VLADÎMÎR: Tamam...(Bir an.) Yaklaş. ESTRAGON: (bağırarak).Yaklaşacak mısınsen! (Çocuk ürkek,yaklaşır.) Niye bu kadar geç kaldın? VLADÎMÎR: Bay Godot'dan haber mi getirdin?ÇOCUK: Evet Efendim. VLADÎMÎR: îyi, nedir? ESTRAGON: Niye bu kadar geç kaldın? Çocuk sırayla ikisine de bakar kime cevap vermesi gerektiğini kestiremez. VLADÎMÎR:(Estragon'a). Rahat bırak çocuğu. ESTRAGON: (şiddetle). Sen beni rahat bırak. (Yaklaşır çocuğa.) Saatin kaç olduğundan haberin var mı senin? ÇOCUK: (geri çekilerek). Benim suçumdeğil, Efendim. ESTRAGON: Kimin o zaman? Benim mi?ÇOCUK: Korktum, Efendim. ESTRAGON: Neden korktun?Bizden mi l(Bir an.) Cevap versene! VLADÎMÎR: Anladım, diğerlerinden korktuherhalde. ESTRAGON: Ne kadar zamandır buradasın?ÇOCUK: Epey oldu Efendim. VLADÎMÎR: Kırbaçtan mı korktun? ÇOCUK: Evet Efendim. VLADÎMÎR: Bağırtılardan mı?ÇOCUK: Evet Efendim. VLADÎMÎR: Kocaman iki adam. 71ÇOCUK: VLADÎMÎR: ÇOCUK: VLADÎMÎR:ÇOCUK: ESTRAGON: ÇOCUK: VLADÎMÎR:ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR:ÇOCUK: VLADÎMÎR: ÇOCUK: VLADÎMÎR:ÇOCUK: VLADÎMÎR: ÇOCUK: VLADÎMÎR:Evet Efendim.Tanıyor musun onları? Hayır Efendim.Buralardan mısın? (Sessizlik.)Buralı mısın? Evet Efendim.Hepsi yalan bunların. (Çocuğu kolundan tutup sarsar.) Doğruyusöyle bize!(titreyerek). Ama bu doğru, Efendim!Rahat bıraksana çocuğu! Neyinvar senin? (Estragon çocuğu bırakır, uzaklaşır, yüzünü elleriyle kapatır. Vladimir ve çocuk onu seyrederler. Estragon ellerini indirir. Yüzü allak bullak olmuştur.) Neyin var senin?Mutsuzum.Sahi mi? Ne zamandan beri? Unutmuşum.Bellek ne oyunlar oynuyor bakinsana! (Estragon konuşmaya çalışır, vazgeçer, topallayarak yerine dönüp oturur, çizmelerini çıkarmaya koyulur. Çocuğa) Eee?

    28. Sayfa
    Bay Godot.Seni daha görmüş müydüm? Bilmiyorum Efendim.Beni tanımıyor musun? Hayır Efendim.Dün gelen sen değil miydin? Hayır Efendim.Bu ilk gelişin mi? 72ÇOCUK : Evet Efendim.Sessizlik. VLADÎMÎR: Maksat laf olsun.(Bir an.) Konuşsana. ÇOCUK: (bir çırpıda). Bay Godot buakşam gelemeyeceğini, ama yarın mutlaka geleceğini söylememi istedi. Sessizlik.VLADÎMÎR:Hepsi bu mu. ÇOCUK : Evet efendim.: Keçileri güdüyorum,Sessizlik. VLADÎMÎR: Bay Godot için mi çalışıyorsun? ÇOCUK: Evet efendim. VLADÎMÎR: Ne iş yapıyorsun? ÇOCUK Efendim. VLADÎMÎR: Sana iyi davranıyor mu?ÇOCUK: Evet Efendim. VLADÎMÎR: Seni dövmüyor mu?ÇOCUK: Hayır efendim, beni dövmüyor. VLADÎMÎR: Kimi dövüyor? ÇOCUK: Ağbimi dövüyor Efendim. VLADÎMÎR: A ağbin mi var?ÇOCUK: Evet Efendim. VLADÎMÎR: O ne iş yapıyor?ÇOCUK: Koyunları güdüyor, Efendim. VLADÎMÎR: Peki seni niye dövmüyor?ÇOCUK: Bilmiyorum Efendim. VLADÎMÎR: Demek ki seni seviyor. ÇOCUK: Bilmiyorum Efendim. Sessizlik. VLADÎMÎR: Yeterince yiyecek veriyor mu sana? (Çocuk duraksar.) İyi 73ÇOCUK: VLADİMÎR: ÇOCUK:VLADİMÎR : ÇOCUK:VLADÎMÎR: ÇOCUK: VLADİMÎR:ÇOCUK: VLADÎMÎR: ÇOCUK: VLADÎMÎR: ÇOCUKVLADÎMÎR: ÇOCUK: VLADÎMÎR:ÇOCUK: VLADÎMÎRbesliyor mu? Oldukça iyi Efendim.Mutsuz musun?(Çocuk duraksar.) Duyuyor musun beni?Evet Efendim. Eee?Bilmiyorum Efendim.Demek mutsuz olup olmadığını bilmiyorsun?Hayır Efendim.Desene senin halin de benimki kadar kötü.(Sesizlik.) Nerede yatıyorsun?Tavanarasında Efendim. Ağbinle mi?Evet Efendim.

    29. Sayfa
    Samanlıkta mı? Evet Efendim. Sessizlik.Peki, gidebilirsin.Bay Godot'ya ne söyleyeyim Efendim?Ona de ki...(duraksar)...De kibizi gördün. (Bir an.) Bizi gördün, değil mi?Evet Efendim.Geri bir iki adım atar, duraksar, döner ve koşarak çıkar. Işık aniden azalır. Bir anda gece olmuştur. Arkada ay yükselir, yükselir ve durur, sahneye soluk bir ışıltı saçar.Nihayet! (Estragon kalkıp, ikielinde birer çizme teki,Vladimir'e doğru gider. Çizmeyi sahnenin önüne bırakır, doğrulur, 74aya bakıp düşünceye dalar.) Ne yapıyorsun? ESTRAGON: Yorgunluktan sararmış. VLADÎMÎR:Ha? ESTRAGON: Gökyüzüne tırmanıp bizimgibilere bakmaktan yorulmuş. VLADİMÎR: Çizmelerin diyorum, neyapıyorsun çizmelerinle? ESTRAGON: (çizmelere bakmak için dönerek). Orada bırakıyorum onları.(Bir an.) Başka biri gelir, tıpkı...tıpkı...benim gibi, ama ayağı daha küçük, o zaman mutlu edecek onu bunlar. VLADÎMİR: Ama çıplak ayakla yürüyemezsin! ESTRAGON: İsa yürüyordu. VLADİMÎR: îsa. İsa'nın ne alakası var bunla? Kendini isa'yla karşılaştırmayacaksın herhalde! ESTRAGON: Bütün hayatım boyunca kendimionunla karşılaştırdım ben. VLADÎMİR: Ama onun yaşadığı yer sıcaktı,kuruydu! ESTRAGON: Evet. Hem de insanları hemencecik çarmıha geriverirlerdi. Sessizlik.VLADİMÎR: Burada yapacak bir şeyimizkalmadı. ESTRAGON: Ne de başka bir yerde. VLADÎMİR: Aman Gogo, uzun ettin. Yarın herşey daha iyi olacak. ESTRAGON: Bunu nerden çıkarttın? VLADÎMİR: Çocuğun söylediklerini duymadınmı? ESTRAGON: Hayır. 75VLADİMlRESTRAGON VLADÎMÎR ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON:Godot'nun yarın mutlakageleceğini söyledi. (Bir an.) Buna ne dersin?

    30. Sayfa
    O zaman bütün yapacağımız burada beklemek.Deli misin? Başımızı bir deliğesokmalıyız. (Estragon'u kolundan tutup yavaşça çeker.) Hadi.Estragon'u çeker. Estragon önce kendini bırakır, sonra direnir.Dururlar.(ağaca bakarak). Bir parça ipimiz olmayışı ne kötü.Hadi. Soğuk oldu.Estragon'u çeker. Estragon önceki gibi davranır.Yarına hatırlatta bir parça ip getireyim.Olur. Hadi.Çeker. Aynı durum.Ne kadar zamandır birlikteyiz seninle?Bilmem. Elli yıldır galiba. Kendimi Ren'e attığım günühatırlıyor musun? Bağ bozuyorduk.Beni sudan çıkarmıştın. Hepsi geçip gitti bunların.Elbiselerim güneşte kurumuştu. Bunları hatırlamanın ne yararıvar? Hadi.Çeker. Aynı durum. Bir dakika!Üşüdüm!Bir dakika! (Vladimir'in yanından 76uzaklaşır.) Bazen kendi başımıza, yalnız kalsak bizim için daha iyiolmaz mıydı diye düşünüyorum. (Sahneyi kateder, tümseğeoturur.) Aynı yolun yolcusudeğiliz. VLADÎMÎR : (kızmadan.) Belli olmaz. ESTRAGON: Yo, hiçbir şey belli değil ki.Vladimir ağır ağır sahneyi katedip, Estragon'un yanınaotururur. VLADÎMÎR: Bu daha iyi olur dersen, hala ayrılabiliriz. ESTRAGON: Artık değmez.Sessizlik. VLADÎMÎR: Evet, artık değmez. Sessizlik. vESTRAGON: Eee, gidiyor muyuz? VLADÎMÎR : Evet, hadi gidelim. KımıldamazlarPerde 772' PERDEErtesi gün. Aynı vakit Aynı yer. 79

    31. Sayfa
    Estragon'un botları sahnenin önünde, ortada, ökçeler bitişik parmak uçları ayrık. Lucky'nin şapkası aynı yerde. Ağaçta dört beş yaprak vardır. Vladimir heyecanlı heyecanlı girer. Durup uzun uzun ağaca bakar, sonra aniden sahneyi telaşlı bir şekilde turlamaya başlar. Çizmelerin önünde durur, birini yerden alır, inceler, koklar, yüzünde bir iğrenti ifadesi belirir,dikkatlice yerine bırakır. Bir gelir bir gider. Sağ çıkışta durup, elini gözlerine siper ederek ufka bakar. Bir gelir bir gider. Sol çıkışta durur., önceki durum. Bir gelir bir gider. Aniden durup bağıra çağıra şarkı söylemeye başlar. VLADÎMÎR: Bir köpek girdi-Çok yüksekten başlayınca devam edemez durur, gırtlağını temizleyip, baştan alır. Bir köpek girdi mtufağaBir dilim ekmek çaldı. Aşçı vurup ona kepçeyleCanını çıkardı.Bütün köpekler seyirtip sonra Bir mezar kazdılar ona Durur, düşünür, baştan alır: Bütün köpekler seyirtip sonra Bir mezar kazdılar ona Girmesin mutfağa diye-80başka köpekler Şöyle yazdılar mezartaşınaBir köpek girdi mutfağa Bir dilim ekmek çaldı. Aşçı vurup ona kepçeyle Canını çıkardı. Bütün köpekler seyirtip sonra Bir mezar kazdılar ona Durur, düşünür, baştan alır. Bütün köpekler seyirtip sonra Bir mezar kazdılar ona Durur, düşünür. Yumuşak bir sesle.Bir mezar kazdılar sonra... Bir an susar, kımıltısız durur, sonra telaşla sahneyi turlamaya başlür. Ağacın önünde durur, bir gelir bir gider, çizmelerin önünde, bir gelir bir gider, sağ çıkışta durur, uzağa bakar, sol çıkışta, uzağa bakar. Sağdan . Estragon girer, yalınayak, başı öne eğik. Sahneyi ağır ağır geçer. Vladimir döner, onu görür. VLADÎMlR : Yine sen! (Estragon durur ama başını kaldırmaz. Vladimir ona doğru gider.) Gel de kucaklayayım seni.ESTRAGON: Dokunma bana!Vladimir geri çekilir, darılmıştır. VLADÎMÎR: Gitmemimi istiyorsun? (Bir an.) Gogo! (Bir an. Dikkatle onu süzer.) Dövdüler mi seni? (Bir81an.) Gogo! (Estragon susmayı sürdürür, başı öne eğik.) Ge.ceyi nerde geçirdin? ESTRAGON: Dokunma bana! Soru sorma! Konuşma! Yanımdan ayrılma! VLADÎMÎR: Seni hiç bıraktım mı ki? ESTRAGON: Gitmeme izin verdin. VLADÎMÎR: Bana bak. (Estragon başını kaldırmaz, öfkeyle.) Bana bak dedim! ^ Estragon başını kaldırır. Uzun ' uzun birbirlerine bakarlar, sonra aniden sarılırlar, birbirlerinin sırtına vururlar. Sarılmanın sonu.Estragon desteği kalmayınca, düşecek gibi olur. ESTRAGON: Ne gün! VLADÎMÎR: Kim dövdü seni? Anlat.ESTRAGON: Bir gün daha harcandı. VLADÎMÎR: Henüz bitmedi. ESTRAGON: Ne olursaolsun, bence bitti, harcandı. (Sessizlik.) Şarkı söylüyordun, duydum. VLADÎMÎR: Öyle, hatırlıyourm. ESTRAGON: Üzüldüm buna. Kendi kendime işte yapayalnız sonsuza dek dönmeyeceğimi sanıyor, bir de şarkı söylüyor dedim. VLADÎMÎR: İnsan kendine hakim olamıyor ki. Bütün kendimi çok iyi hissettim. (Bir an.) Gece hiç uyanmadım.bir kere bile! ESTRAGON: (üzüntüyle). Gördün mü ben olmayınca rahat ediyorsun. VLADÎMÎR: Hem seni özlemiştim... hem deaynı zamanda mutluydum. Acayip 82bir şey, değil mi? ESTRAGON: (şoke olmuş). Mutlu mu? VLADÎMÎR : Doğru sözcük tam da bu değilbelki de. ESTRAGON: Peki şimdi? VLADÎMÎR: Şimdi"?...(Neşeli.) işte yineburdasın... (Kayıtsız), işte yine burdayız... (Kederli.) îşte yine burdayım... ESTRAGON: Gördün mü ben yanında olunca daha kötü oluyorsun. Ben de yalnızken daha iyi oluyorum.VLADÎMÎR: (gücenmiş). O zaman niye kuyruğunu kıstırıp geri dönüyorsun hep? ESTRAGON:Bilmiyorum.VLADÎMÎR: Yo ben biliyorum. Çünkü kendini savunmayı bilmiyorsun. Seni dövmelerine izin vermezdim yanında olsaydım. ESTRAGON: Onları engelleyemezdin. VLADÎMÎR: Neden?ESTRAGON: On kişiydiler. VLADÎMÎR: Hayır, seni dövmeden önce demek istiyorum. Onları

    32. Sayfa
    kızdıracak her ne yaptıysan onu yapmanı engellerdim. ESTRAGON: Hiçbir şey yapmadım. VLADÎMÎR: O zaman neden dövdüler seni? ESTRAGON: Bilmiyorum. VLADÎMÎR: A yo, Gogo işin aslı şu ki bazı şeyleri sen fark edemiyorsun, ama ben farkediyorum, sen de hissetmelisin. ESTRAGON: Sana birşey yapmadım diyorum. VLADÎMÎR: Tamam belki de birşey yapmadın. 83Ama hiçbir şey yapmamanın bile bir yolu yordamı var. Eğer yaşamak istiyorsan bunu aklında tut. ESTRAGON: Hiçbir şey yapmadım. VLADÎMÎR: Bir buseydin, içten içe mutluolurdun. ESTRAGON: Neye mutlu olacakmışım? VLADÎMÎR: Yine benimle birlikte olduğuna. ESTRAGON: Öyle mi dersin? VLADÎMÎR: Doğru olmasa da öyle söyle. ESTRAGON: Nesöyleyecektim? VLADÎMÎR: "Mutluyum" de. ESTRAGON: Mutluyum. VLADÎMÎR: Ben de. ESTRAGON: Ben de. VLADÎMÎR: Mutluyuz.ESTRAGON: Mutluyuz. (Sessizlik.) Eee, şimdi ne yapıyoruz madem ki mutluyuz? VLADÎMÎR: Godot'yu bekliyoruz. (Estragon homurdanır. Sessizlik.) Dünden beri çok şey değişti.ESTRAGON: Ya gelmezse. VLADÎMÎR: (bir an şaşalar). Zamanı gelince görürüz. (Bir an.) Dünden beri çok şey değişti diyorum. ESTRAGON: Herşey sızıyor. VLADÎMÎR: Ağaca bak.ESTRAGON: Bir saniye geçmiyor bakıyorsun bir pislik yerine bir başkası gelmiş. VLADÎMÎR : Ağaç, ağaca bak.Estragon ağaca bakar. ESTRAGON: Dün de burada değil miydi? 84VLADÎMÎR : Evet tabii ki buradaydı.Hatırlamıyor musun? Az kalsın kendimizi asacaktık onda. Ama sen istememiştin. Hatırlamıyor musun? ESTRAGON: Rüyanda gördün herhalde. VLADÎMÎR: Nasıl bu kadar çabukunutabilirsin? ESTRAGON: Ben böyleyim işte. Ya hemen unuturum ya da hiç unutmam.VLADÎMÎR: Ya Pozzo ile Lucky, onları da mıunuttun? ESTRAGON: Pozzo'yla Lucky mi? VLADÎMÎR: Herşeyi unutmuş! ESTRAGON: Delinin teki vardı hatırlıyorum, kaval kemiğime tekme atmıştı. Sonra da budala rolü yaptı.VLADÎMÎR: Hah, bu Lucky'ydi. ESTRAGON: Bunu hatırlıyorum. Ama ne zamandı? VLADÎMÎR: Ya bakıcısı, onu hatırlamıyormusun? ESTRAGON: Kemik vermişti bana. VLADÎMÎR: Hah, o da Pozzo'ydu. ESTRAGON:Bütün bunlar dün olmuştudiyorsun yani? VLADÎMÎR : Evet tabii dündü. ESTRAGON: Peki şimdi neredeyiz?VLADÎMÎR: Nerede olacağız? Tanımadın mı burayı? ESTRAGON: (aniden fozıpj.Tanımakmış!Tanınacak ne varmış ki? Bütün bu sefil hayatım boyunca bok yığınında süründüm durdum!Sen de bana etraftan söz ediyorsun! 85(Öfkeyle etrafına bakarak.) Şu bok yığınına bak! Gömüldüm kaldım bunun içinde! VLADÎMÎR : Sakin ol, sakin ol. ESTRAGON: Senden de gördüklerinden de gına geldi!Kurtçuklardan söz et sen bana! VLADÎMÎR: Yine de, buranın (işaret eder...) \ söz gelimi... Çokistan'a... \(duraksar) benzediğini söyleyemezsin. Büyük bir farkS';, olduğunu inkar edemezsin. ESTRAGON: Çokistan mı!Çokistan ülkesinden i söz eden de kim? VLADÎMÎR: Ama sen de oradaydın,Çokistan'da. ESTRAGON: Hayır Çokistan'a hiç gitmedim. Kusmuktan farksız hayatımı burada kustum, diyorum sana! Burada! Bokistan'da! VLADÎMÎR: Ama orada birlikteydik, buna yemin edebilirim! Bir adam için... (parmaklarını şıklatır) neydi adı... bir yerde (parmaklarını şıklatır)... neydi-adı... üzüm topluyorduk, hatırla mıyormusun? ESTRAGON: (biraz daha sakin).Olabilir. Ben hiçbir şeyin farkına varmadım. VLADÎMÎR: Ama orada herşey kırmızıdır!ESTRAGON: (çileden çıkmış). Ben hiçbir şeyin farkına varmadım diyorum sana!Sessizlik. Vladimir derin derin iç çeker. VLADÎMÎR: Geçinmesi zor bir adamsın, Gogo. 86

    33. Sayfa
    ESTRAGON: Ayrılsak daha iyi olurdu. VLADÎMÎR: Hep böyle dersin sonra da hep kuyruğunu kıstırıp geri dönersin. ESTRAGON: En iyisi beni de öteki gibi öldürmek olurdu. VLADÎMÎR: Hangi öteki? (Bir an.) Hangiöteki? ESTRAGON: Öteki milyarlarca gibi. VLADÎMÎR: (ders verir gibi) Herkesin derdi kendine, (iç çeker) ölene kadar. (Biraz düşünerek) Ve unutulana. ESTRAGON: Bu arada, konuşmamak elimizden gelmediğine göre, biz de bari sakin sakin konuşalım. VLADÎMÎR: Haklısın, bizde laf tükenmez. ESTRAGON: Böylece düşünmemiş oluyoruz. VLADÎMÎR: Özrümüz bu. ESTRAGON: Böylece duymamış oluyoruz. VLADÎMÎR: Nedenlerimiz var.ESTRAGON: Tüm o ölü sesleri. VLADÎMÎR: Sesleri kanatlara benziyor. ESTRAGON: Yapraklara. VLADÎMÎR: Kuma. ESTRAGON: Yapraklara.Sessizlik. VLADÎMÎR: Hep bir ağızdan konuşuyorlar. ESTRAGON: Her biri kendi kendine.Sessizlik. VLADÎMÎR:Sanki fısıldıyorlar daha çok. ESTRAGON: Hışırdıyorlar. VLADÎMÎR: Mırıldanıyorlar. ESTRAGON: Hışırdıyorlar.S as sizlilc VLADÎMÎR: Ne diyorlar? ESTRAGON: Hayatlarından söz ediyorlar. 87VLADÎMÎR : Yaşamış olmak onlara yetmiyor. ESTRAGON: Bi de ondan söz etmeleri gerekiyor. VLADÎMÎR : Ölmek onlara yetmiyor. ESTRAGON: Yeterli değil.Sessizlik. VLADÎMÎR: Sesleri tüye benziyor. ESTRAGON: Yapraklara. VLADÎMÎR: Küllere. ESTRAGON: Yapraklara.Uzun bir sessizlik. VLADÎMÎR: Bir şey söyle! ESTRAGON: Uğraşıyorum.Uzun bir sessizlik. VLADÎMÎR: (keder içinde) Herhangi bir şeysöyle! ESTRAGON: Şimdi ne yapıyoruz? VLADÎMÎR: Godot'yu bekliyoruz. ESTRAGON: Ha! Sessizlik. VLADÎMÎR: Berbat bir şey bu. ESTRAGON: Bir şarkı söylesene. VLADÎMÎR: Hayır, hayır! (Düşünür.) Yeni baştan başlayabiliriz belki de. ESTRAGON: Kolay olur. VLADÎMÎR: Zor olan başlamak. ESTRAGON: Bir yerden başlanabilir. VLADÎMÎR: Evet ama karar vermek lazım. ESTRAGON: Doğru.Sessizlik. VLADÎMÎR: Yardım et! ESTRAGON: Uğraşıyorum. Sessizlik. VLADÎMÎR: Ararken duyuyorsun.88ESTRAGON: Ya öyle. VLADÎMÎR: Bulmanı engelliyor bu da. ESTRAGON: Öyle. VLADÎMÎR: Düşünmeni engelliyor. ESTRAGON: Gene de düşünüyorsun. VLADÎMÎR: Hayır, hayır imkansız. ESTRAGON: Tamam işte, hadi bunun hakkında tartışalım, birbirimize karşı çıkalım. VLADÎMÎR: İmkansız. ESTRAGON: Böyle mi düşünüyorsun? VLADÎMİR: Bir daha düşünmeme tehlikesi yok ama. ESTRAGON: Öyleyse niye şikayet ediyoruz? VLADÎMÎR:Düşünmek değil en kötü olan. ESTRAGON: Belki de değil. Ama en azındanbu var. VLADÎMÎR: Bu ne? ESTRAGON: Tamam işte, hadi birbirimize sorular soralım. VLADÎMÎR: En azından bu var demekle neyikastediyorsun? ESTRAGON: Çok daha az acı çekmek var. VLADÎMÎR: Doğru. ESTRAGON: Ee! Öpüp de başımıza mı koysak. VLADÎMÎR: Korkunç olan düşünüyor olmak. ESTRAGON:Ama hiç düşündüğümüz oldu muki? VLADÎMÎR : Tüm bu cesetler nereden geliyor? ESTRAGON: Bu iskeletler. VLADÎMÎR: Söylesene. ESTRAGON: Doğru.VLADÎMÎR: Biraz düşünüyor olmamız gerek. ESTRAGON: Ta en başta. VLADÎMÎR: Bir kemikyığınıîBir kemik yığını! 89ESTRAGON: Bakmak zorunda değilsin. VLADIMIR: Bakmamak elinde değil. ESTRAGON: DoğruVLADÎMÎR : Ne kadar uğraşırsan uğraş. ESTRAGON: Efendim? VLADÎMİR: Ne kadar uğraşırsan uğraş. ESTRAGON: Yılmadan Doğa'ya dönmemizgerek. VLADÎMÎR: Bunu denedik. ESTRAGON: Doğru. VLADÎMÎR: Of, bu değil en kötü olan, biliyorum. ESTRAGON: Ne? VLADÎMÎR: Düşünüyor olmak. ESTRAGON: Gayet tabii.VLADÎMÎR: Ama onsuz da yapabilirdik. ESTRAGON: Que voulez-vous. VLADÎMÎR : Efendim? ESTRAGON: Que voulez-vous. VLADÎMÎR: Ha! que voulez-vous.Tastamam.

    34. Sayfa
    Sessizlik. ESTRAGON: Çok da kötü vakit geçirmedik hani. VLADÎMİR: Evet, ama şimdi başka bir şeybulmamız gerek. ESTRAGON: Dur bakalım.Şapkasını çıkarır, dikkatini toplar. VLADÎMÎR: Dur bakalım. (Şapkasını çıkarır, dikkatini toplar. Uzun bir sessizlik.) Hah!Şapkalarını takarlar, gevşerler. ESTRAGON: Eee? VLADÎMÎR: Ne diyordum, oradan devam edebilirdik.90ESTRAGON: Ne zaman ne diyordun? VLADÎMÎR: Ta en başta. ESTRAGON: NEYİN en başında? VLADÎMÎR : Bu akşam...diyordumki...diyordum ki... ESTRAGON: Tarihçi miyim ben yahu? VLADÎMÎR: Bir dakika...kucaklaşmıştık... mutluyduk...mutlu... şimdi ne yapıyoruz, madem ki mutluyuz... beklemeye devam... beklemeye... dur... geliyor...beklemeye devam... madem ki mutluyuz... dur... hah!Ağaç! ESTRAGON: Ağaç mı? VLADÎMÎR: Hatırlamıyor musun? ESTRAGON: Yorgunum. VLADÎMÎR: Bir baksana.Ağaca bakarlar. ESTRAGON: Ben bir şey görmüyorum, VLADÎMİR: Ama dün akşam kapkaraydı, çırılçıplaktı. Ama şimdi yapraklarla dolu. ESTRAGON: Yapraklar mı? VLADÎMİR:Bir gece içinde. ESTRAGON: Bahar geldi herhalde. VLADÎMİR: Ama bir gece içinde!ESTRAGON: Sana dün burada değildikdiyorum. Senin kabuslarından biri bu da. VLADÎMÎR: Peki sence dün akşamneredeydik? ESTRAGON: Ne bileyim? Başka bir yerde. Boşluktan çok ne var ki VLADÎMİR: (kendinden emin). Tamam. Düngece burada değildik. Peki dün ne yaptık?91ESTRAGON: VLADİMİR: ESTRAGON: VLADÎMÎR : ESTRAGON: VLADÎMÎR:ESTRAGON:VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON:VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR : ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON:VLADÎMÎR:Ne mi yaptık? , Hatırlamaya çalış.Iıı... gevezelik yaptık herhalde. (kendini tutarak). Ne hakkında?Hmm...şundan bundan, öylesine. (Güvenle.) Evet hatırlıyorum, dünakşamı öylesine gevezelik ederek geçirdik. Yarım yüzyıldır devameder bu.Hiçbir olayı, hiçbir ortamı hatırlamıyor musun?(bıkkın.) Eziyet etme bana, Didi.Güneş, Ay. Hatırlamıyor musun? Her zaman ki gibi yerindeydiler herhalde.Olağandışı hiçbir şey çarpmadı

    35. Sayfa
    mı gözüne? Maalesef!Ya Pozzo? Ya Lucky?Pozzo mu? Kemikler.Kılçığa benziyordu.Pozzo vermişti sana onları. Bilmiyorum.Ya tekme?Doğru, biri tekme atmıştı bana. Lucky atmıştı.Bütün bunlar dün mü oldu? Göster bakayım bacağını.Hangisini?İkisini de. Pantolonunu çek. (Estragon bir bacağını Vladimir'e uzatır, sendeler. Vladimir bacağı tutar. İkisi de sendeler.) Pantolonunu çek.92ESTRAGON: Çekemiyorum.Vladimir pantolonu çeker, bacağa bakar, bırakır. Estragon düşecek gibi olur. VLADÎMÎR:Öteki. (Estragon aynı bacağıuzatır.) Öteki, domuz! (Estragon öteki bacağı uzatır. Zafer kazanmışçasma.) îşte yara! Cerahat toplamaya başlamış. ESTRAGON: Eee n'olmuş? VLADÎMÎR: (ayağa bakarak). Çizmelerin nerede? ESTRAGON: Attım galiba. VLADÎMÎR: Ne zaman? ESTRAGON: Bilmiyorum.VLADÎMÎR: Neden? ESTRAGON: (çileden çıkıp). Neden Dilmediğimi bilmiyorum!VLADÎMÎR: Yo, neden attığını soruyorum. ESTRAGON: (çileden çıkıp) Çünkü ayağımı vuruyordu! VLADÎMÎR: (zafer kazanmışcasına, çizmeleri işaret ederek). îşte ordalar! (Estragon çizmelere bar.) Dün bıraktığın yerde!Estragon çizmelerin yanına gelip, yakından bakar. ESTRAGON: Bunlar benim değil.VLADÎMÎR: (aptallaşır). Senin değil mi? ESTRAGON: Benimkiler siyahtı. Bunlar kahverengi.VLADÎMÎR: Seninkilerin siyah olduğundanemin misin? ESTRAGON: Yani gri gibiydiler. VLADÎMÎR: Bunlar da kahverengi ha. Göster bakayım.93ESTRAGON: (Estragon birini alıp). Yani yeşilimtrak. VLADlMÎR: Göster. (Estragon çimyei verir. Vladimir bakıp öfkeyle yere fırlatır.) Aa bu kadarı da... ESTRAGON: Anlıyorsun ya, bütün bunlarlanet... VLADÎMÎR: A, anlıyorum. Evet, nelerolduğunu anlıyorum. ESTRAGON: Bütün bunlar lanet... VLADÎMİR: Hep böyle olur. Biri gelip seninkini alır, sana da bunu bırakır. ESTRAGON: Niye? VLADÎMÎR: Onunkiler ayağını sıkınca seninkileri almıştır. ESTRAGON: Ama benimkiler de sıkıydı. VLADÎMÎR: Senin için. Onun için değil. ESTRAGON: (birini ayağına geçirmeyeuğraştıktan sonra). Yoruldum! (Bir an.) Hadi gidelim. VLADÎMÎR: Gidemeyiz. ESTRAGON:Niçin? VLADÎMÎR: Godot'yu bekliyoruz. ESTRAGON: Ha! (Bir an.Umutsuzca.) n'apıcaz, n'apıcaz? VLADÎMÎR : Yapabileceğimiz hiçbir şey yok. ESTRAGON: Ben böyle devam edemeyeceğim! VLADÎMÎR: Turp ister misin? ESTRAGON: Başka bir şey yok mu?VLADÎMÎR: Turp ve şalgam var. ESTRAGON: Havuç yok mu? VLADÎMÎR: Yok. Sen de bir havuçturtutturmuşun gidiyorsun. ESTRAGON: îyi o zaman turp ver bir tane94

    36. Sayfa
    (Vladimir ceplerini karıştırır, şalgamdan başka bir şey bulamaz, en sonunda bir turp çıkarıp Estragon'a verir. O da turbu inceler koklar.) Kara bu. VLADlMÎR: Turp işte. ESTRAGON:Biliyorsun, ben yalnız kırmızıolanlarını severim. VLADÎMÎR: İstemiyor musun? ESTRAGON: Ben yalnızca kırmızı olanlarınıseverim! VLADÎMÎR: îyi o zaman geri ver. Estragon geri verir. ESTRAGON: Gidip bir havuç bulacağım.Kımıldamaz. VLADÎMÎR: Gerçekten de anlamsızlaşıyor bu. ESTRAGON: Yeterince değil, Sessizlik VLADÎMÎR: Deneseydin şunları. ESTRAGON: Herşeyi denedim. VLADÎMÎR: Hayır,çizmeleri kastediyorum. ESTRAGON: îyi bir şey olur mu bu? VLADÎMÎR: Zaman geçirtir. (Estragonduraksar.) înan bana, meşgale olur. ESTRAGON: Gevşeme. VLADÎMÎR : Oyalanma. ESTRAGON: Gevşeme. VLADÎMÎR: Dene. ESTRAGON: Yardım edecek misin bana?VLADÎMÎR: Tabii ki. ESTRAGON: îkimiz fena geçinmiyoruz, di mi Didi? VLADÎMÎR: Öyle öyle. Hadi, önce solu deneyelim.95ESTRAGON VLADÎMÎRESTRAGON: VLADÎMÎR:ESTRAGON: VLADÎMÎR:ESTRAGON: VLADÎMÎR ESTRAGON VLADÎMÎR ESTRAGON VLADÎMÎR ESTRAGONVLADÎMÎR ESTRAGONVLADÎMÎRHer zaman kendimize var olduğumuz izlenimini verecek bir şeyler buluyoruz, di mi Didi? (sabırsızlıkla). Öyle öyle, büyücüyüz biz. Ama unutmadan, ne yapacaksak yapalım. (Çizmenin tekini alır.) Hadi ver ayağını bana. (Estragon ayağını kaldırır.) Ötekini domuz! (Estragon öteki ayağını kaldırır.) Daha yukarı! (Böyle birbirlerine tutunmuş seke seke sahneyi dolaşırlar.Vladimir en sonunda çizmeyi geçirmeyi başarır.) Yürümeye çalış. (Estragon yürür.) Eee? Ayağıma uydu.(cebinden bir ip parçacı çıkartıp) Bağını takalım.: (şiddetle). Yo yo, bağ istemem, bağ istemem.: Pişman olursun. Şimdi de öbürünü deneyelim. (Önceki durum.) Eee?: (homurdanarak). Bu da uydu.: Ayağını vuruyorlar mı?: Henüz değil.: öyleyse sende kalsınlar.: Çok büyükler.: Günün birinde çorapların da olur belki.: Doğru.: Öyleyse sende mi kalacaklar?: Çizmeler hakkında bu kadar konuştuğumuz yeter.: Evet, ama... 96ESTRAGON: (şiddetli). Yeter! (Sessizlik.) Yine de oturabilirim sanırım. Oturacak bir yer içinbakınır, sonra gidip tümseğin üzerine oturur. VLADÎMÎR: Dün akşam da orada oturmuştun. ESTRAGON: Bir uyuya bilsem. VLADÎMÎR: Dün uyumuştun. ESTRAGON: Deneyeceğim.Başını ayaklarının arasına gömüp, cenin duruşu takınır. VLADÎMÎR: Bekle. (Gidip Estragon'un yanına oturur ve yüksek sesle şarkı söylemeye başlar.) La la la la La laESTRAGON: (başını kaldırıp, kızarak) Bağırma o kadar! VLADÎMÎR: (yumuşakça)

    37. Sayfa
    La la la la La la la la La la la la La la... (Estragon uyuya kalır. Vladimir sessizce kalkıp, ceketini çıkarır, Estragon'un omzunu örter, sonra bir oraya bir buraya yürümeye başlar, ısınmak için kollarını hareket ettirir. Estragon sıçrayarak uyanır, fırlar, dehşetle etrafına bakınır. Vladimir ona koşup, kollarını dolar.) Burada... burada... Didi burada... korkma... ESTRAGON: Ah!VLADÎMÎR: Burada... burada... tamam. 97ESTRAGON: Düşüyordum. VLADÎMÎR: Tamam, tamam. ESTRAGON: Bir şeyin... şeyintepesindeydim... VLADİMlR: Anlatma! Gel yürüyelim geçer. Estragon'u kollarından tutup bir aşağı bir yukarı yürütür, en sonunda Estragon yürümeyi reddeder. ESTRAGON: Bu kadar yeter.Yoruldum. VLADÎMÎR: Orada bir şey yapmadandikilmeyi mi tercih ediyorsun? ESTRAGON: Evet. VLADÎMÎR: Peki, keyfin bilir.Estragon'u bırakıp, paltosunu alıp giyer. ESTRAGON: Hadi gidelim. VLADÎMÎR: Gidemeyiz. ESTRAGON: Niçin? VLADÎMÎR: Godofyu bekliyoruz. ESTRAGON: Ha! (Vladimir bir oraya bir buraya yürür.) Rahat duramaz mısın sen? VLADÎMÎR: Üşüdüm. ESTRAGON: Çok erken geldik. VLADÎMÎR: Hep gece çöktüğünde olur. ESTRAGON: Ama gece çökmüyor. VLADÎMÎR: Dünkü gibi, birden çökecek. ESTRAGON: Sonra gece olacak. VLADÎMÎR: O zaman gidebiliriz. ESTRAGON: Sonra gene gündüz olacak. (Bir an. Umutsuzca) N'apıcağız, n'apıcağız?VLAPİMÎR: (durup, şiddetli). Sızlanmayı kes artık! Yakınmaların burama kadar 98geldi!ESTRAGON: Ben gidiyorum. VLADÎMÎR: (Lucky'nin şapkasını görünce) Hooş! ESTRAGON: Hoşçakal. VLADÎMÎR: Lucky'nin şapkası. (Şapkaya doğru gider.) Bir saattir buradayım, bunu görmüyorum. (Çok memnun.) Güzeel!ESTRAGON: Bir daha beni görmeyeceksin. VLADÎMÎR: Buranın doğru yer olduğunu biliyordum. Artık dertlerimiz sona erdi. (Şapkayı yerden alıp, düşünür düzeltir.) îyi bir şapkaydı herhalde. (Kendi şapkasını çıkarıp Estragon'a uzatırken onu kafasına geçirir.) işte. ESTRAGON: Ne? VLADÎMÎR: Tut şunu.Estragon Vladimir'in şapkasını alır. Vladimir kafasının üzerinde Lucky'nin şapkasını düzeltir. Estragon kendi şapkasını Vladimir'e uzatırken Vladimir'in şapkasını kafasına geçirir. Vladimir Estragon'un şapkasını alır. Estragon kafasının üzerinde Vladimir'in şapkasını düzeltir.Vladimir Lucky'nin şapkasını Estragon'a uzatırken, Estragon'un şapkasını kafasına geçirir.Estragon Lucky'nin şapkasını alır. Vladimir kafasının üzerinde Estragon'un şapkasını düzeltir. Estragon Vladimir'in şapkasını99ESTRAGON VLADİMÎR ESTRAGON VLADİMÎR ESTRAGON VLADÎMÎRVladimir'e uzatırken, Lucky'nin şapkasını kafasına geçirir. Vladimir şapkasını alır. Estragon kafasının üzerinde Lucky'nin şapkasını düzeltir. Vladimir Estragon'un şapkasını Estragon'a uzatırken, kendisininkini kafasına geçirir. Estragon şapkasını alır. Vladimir kafasının üzerinde şapkasını düzeltir. Estragon Lucky'nin şapkasını Vladimir'e uzatırken, kendisininkini kafasına geçirir. Vladimir Lucky'nin şapkasını alır. Estragon kafasının üzerinde şapkasını düzeltir.Vladimir kendi şapkasını Estragon'a uzatırken Lucky'nin şapkasını kafasına geçirir. EstragonVladimir'in şapkasını alır. Vladimir kafasının üzerinde Lucky'nin şapkasını düzeltir. Estragon Vladimir'in şapkasını Vladimir'e geri uzatır, Vladimir alır, Estragon'a geri uzatır, Estragon alır, Vladimir'e geri uzatır. Vladimir alır ve yere fırlatır. Nasıl yakıştı mı? Ne bileyim?Aman canım, nasıl duruyor? Kafasını cilveli cilveli öne arkaya döndürür, manken gibi kırıtır. Berbat.Evet, ama her zamankinden daha berbat değil herhalde. Ne az ne fazla. O zaman bende kalsın.Benimki 100bıktırmıştı beni. (Bir an.) Nasıl diyim? (Bir an.) Kaşındırıyordu. ESTRAGON: Ben gidiyorum.

    38. Sayfa
    Sessizlik. VLADİMÎR: Oynamayacak mısın? ESTRAGON: Ne oyunu? VLADÎMÎR: Pozzo ile Lucky'yi oynarız. ESTRAGON: Hiç işitmedim. VLADİMÎR: Ben Lucky olacağım, sen de Pozzo (Taşıdıklarının ağırlığıyla çökmüş Lucky'li taklik eder. Estragon aptal aptal bakar.) Hadii. ESTRAGON: Ben n'apıcam? VLADİMÎR: Küfret!ESTRAGON: (düşündükten sonra). Yaramaz! VLADÎMÎR: Daha sert!ESTRAGON: Mikrop! Belsoğukluğu mikrobu. Vladimir Öne arkaya sallanır, iki büklümdür. VLADÎMÎR: Düşünmemi söyle. ESTRAGON: Ne? VLADÎMÎR: "Düşün domuz!"de.ESTRAGON: Düşün, domuz!Sessizlik. VLADÎMÎR : Düşünemiyorum! ESTRAGON: Bu kadar yeter. VLADÎMÎR: Dans etmemi söyle. ESTRAGON: Ben gidiyorum. VLADÎMÎR: Dans et, domuz! (Debelenir.Estragon paldır küldür çıkar.) Dans edemiyorum! (Başını kaldırıp bakınca Estragon'un gitmişolduğunu görür.) Gogo! (Sahnede vahşi bir hayvan gibi 101ESTRAGON: VLADİMÎR: ESTRAGON: VLADÎMİR:ESTRAGON; VLADİMÎR: ESTRAGON VLADİMÎRESTRAGON VLADİMÎR ESTRAGON VLADİMÎRdolaşıp durur. Estragon nefes nefese soldan girer. Vladimir'e doğru koşup, kendini onun kollarına bırakır.) işte yine burdasın en sonunda!Mahvoldum!Neredeydin? Hiç dönmeyeceksin sandım.Geliyorlar!Kimler?Bilmiyorum.Kaç kişiler?Bilmiyorum.(zafer kazanmışcasına) Godot bu! En sonunda! Gogo! Godot bu!Kurtulduk! Hadi gidip karşılayalım onu! (Estragon'uçıkışa doğru çeker. Estragon direnir, kendini kurtarır, sağdançıkar.) Gogo! Geri dön! (Vladimir sol çıkışa koşar, ufkabakar. Estragon sağdan girip, Vladimir'e doğru koşar, kendinionun kollarına bırakır.) İşte yine buradasın!Başım belâda! Neredeydin?Oradan da geliyorlar!Sarıldık! (Estragon geriye doğru hamle eder.) Aptal! Ordan çıkış yok. (Estragon'u kolundan tutup öne doğru çeker. Öne doğru gelme hareketi.) İşte! Görünürde kimse yok! Hadi git! Çabuk! (Estragon'u seyircilere doğru

    39. Sayfa
    iter. Estragon dehşet içinde geri 102çekilir.) Gitmeyecek misin? (Seyircilere bakıp düşünür.) Tabi bunun anyalabilirim. Durbakalım. (Düşünür.) Tek umudun saklanmak.ESTRAGON: Nereye? VLADİMÎR: Ağacın arkasına.(Estragon duraksar.) Çabuk! Ağacın arkasına. (Estragon gidip ağacın arkasına çömelir, saki anamadı ğını farkeder, ağacın arkasından çıkar.) Belli ki bu ağacın bize hiçbir faydası yok.ESTRAGON: (sakin). Akıl mı kaldı. Özürdilerim. Bir daha olmaz.Söyle ne yapacağız. VLADÎMİR: Yapacak hiçbir şey yok. ESTRAGON: Sen git ve orada dur. (Vladimir'i sağ çıkışa götürür ve sırtını sahneye döndürür.) Tamam, kımıldama ve dikkatli ol. (Vladimir elini gözlerine siper ederek ufku tarar. Estragon koşup çıkışta aynı konumu alır.Kafalarını çevirip birbirlerine bakarlar.) Eski günlerdeki gibi sırt sırta. (Bir süre birbirlerine bakmayı - sürdürürler sonra gözetlemeye devam ederler.Uzun sessizlik.) Gelen bir şey var mı? VLADÎMİR: (kafasını çevirerek). Ne? ESTRAGON: (yüksek sesle). Gelen bir şey var mı?VLADİMÎR: Hayır.103ESTRAGON: Ben de görmüyorum.Gözetlemeye devam ederler. Sessizlik. VLADÎMÎR : Hayal görmüş olmalısın. ESTRAGON: (başını çevirerek). Ne? VLADÎMÎR: (yüksek sesli). Hayal görmüşolmalısın. ESTRAGON: Bağırmaya gerek yok!Gözetlemeye devam ederler. Sessizlik. VLADÎMÎR:(aynı anda dönerek) Sen-ESTRAGON: VLADÎMÎR: A Afedersin! ESTRAGON: Devam et. VLADÎMÎR: Hayır hayır, senden sonra. ESTRAGON: Hayır hayır, önce sen. VLADÎMÎR: Lafını kestim ESTRAGON: Tam tersine.Birbirlerine kızgınlıkla bakarlar. VLADÎMÎR: Gösterişçi maymun! ESTRAGON: Törenci domuz! VLADÎMÎR: Lafını bitir diyorum sana! ESTRAGON: Sen kendininkini bitir!Sessizlik. Yakınlaşırlar, dururlar VLADÎMÎR: Gerzek! ESTRAGON: Tamam işte, birbirimize küfredelim.Dönerler, uzaklaşırlar, tekrar dönüp birbirlerine bakarlar. VLADÎMÎR: Gerzek! ESTRAGON: Haşarat! VLADÎMÎR: Düşük! ESTRAGON: Keş! VLADÎMÎR: Lağım faresi!104\ ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR : ESTRAGON:VLADÎMÎR: ESTRAGON:VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON:VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR : ESTRAGON: VLADÎMÎR: 2STRAGON:VLADÎMÎR: ESTRAGON:VLADÎMÎR:Sofu! Salak!(sona erdirir). Eleşşştirmen!

    40. Sayfa
    Oh!Tükenir, yenilmiştir, kafasını çevirirŞimdi de barışalım. Gogo!Didi!Ver elini! Al!Gel kollarıma!Kollarına mı? Kucağıma! îyi, hadi!Kucaklaşırlar. Ayrılırlar. Sessizlik.Eğlenirken zaman nasıl da çabukgeçiyor!Sessizlik.Şimdi ne yapıyoruz?Beklerken.Beklerken. Sessizlik.Egzersizlerimizi yapabiliriz. Hareketlerimizi.Yükselme. Gevşeme.Uzanma. Gevşeme.Isınmamız için. Yatışmamız için.îyi, hadi!Vladimir önce bir ayağı, sonra diğer ayağı üzerinde sıçrar.105Estragon onu taklit eder.ESTRAGON: (durup). Yeter bu kadar. Yoruldum.VLADÎMÎR : (durup). Formda değiliz, hadi biraz derin derin nefes alalım. ESTRAGON: Nefes almaktan bıktım. VLADİMlR: Haklısın. (Bir an.) Hadi ağaç taklidi yapalım, tek ayak üstünde.ESTRAGON: Ağaç mı?Vladimir ağaç taklidi yapar, tek ayağının üzerinde sendeler. VLADİMlR: (durup). Sıra sende. Estragon ağaç taklidi yapar. Sendeler.ESTRAGON: Sence Tanrı görüyor mudur beni? VLADÎMÎR: Gözlerini kapatman lazım. Estragon gözlerini kapatır, daha çok sendeler.ESTRAGON: (durur, yumruklarını sıkar, enyüksek sesiyle). Tanrım acı bana! VLADÎMÎR: (gücenik). Ya bana? ESTRAGON: Bana! Bana! Acı! Bana!Pozzo ile Lucky girerler, Pozzo kördür. Lucky önceki yüklerini taşır. Yine ip vardır, ama Pozzodaha kolay takip edebilsin diye çok daha kısa tutulmuştur. Lucky başka bir şapka takmaktadır.Viladimir ile Estragon'u görünce durur. Yoluna devam eden Pozzo ona çarpar. VLADÎMÎR: Gogo!POZZO: (Lucky'ye tutunur, Lucky sarsılır). Ne var? Kim o? Lucky düşer, herşeyi düşürür, kendisiyle Pozzo'yu da devirir.106

    41. Sayfa
    Dağılan eşyalar arasında çaresiz yatarlar. ESTRAGON: Godot bu mu? VLADÎMÎR : En sonunda! (Yığına doğrugider.) Takviyeciler, en sonunda! POZZO: Yardım edin! ESTRAGON: Godot bu mu?VLADÎMÎR: Gücümüz azalmaya başlamıştı. Artık gecenin sonunu görebileceğiz. POZZO :Yardım edin! ESTRAGON: Duydun mu? VLADÎMÎR: Artık yalnız değiliz, geceyi ' beklerken, Godot'yu beklerken,eebeklerken... beklerken. Bütün akşam kimseden yardım görmeden mücadele ettik. Artık bitti.Yarın oldu bile. POZZO : Yardım edin! VLADÎMÎR: Zaman akıyor yine. Güneşbatacak, ay yükselecek ve biz buradan çekip gideceğiz. POZZO : Acıyın! VLADÎMÎR: Zavallı Pozzo! ESTRAGON: O olduğunu biliyordum. VLADÎMÎR: Kim? ESTRAGON: Godot.VLADÎMÎR: Ama o Godot değil. ESTRAGON: Godot değil mi? VLADLMÎR: Godot değil.ESTRAGON: Kim öyleyse? VLADÎMÎR: Pozzo.POZZO : Buradayım! Buradayım! Yardım edin de kalkayım! VLADÎMÎR: Kalkamıyor. 107ESTRAGON: Hadi gidelim.VLADÎMÎR: Gidemeyiz. ESTRAGON: Niçin? VLADÎMlR : Godot'yu bekliyoruz. ESTRAGON: Ha!VLADÎMÎR: Belki sana başka bir kemik verir. ESTRAGON: Kemik mi? VLADÎMÎR: Tavuk. Hatırlamıyor musun? ESTRAGON: O bu muydu?VLADÎMÎR: Evet. ESTRAGON: Sorsana.VLADÎMÎR: Önce yardım etmeliyiz galiba. ESTRAGON: Ne yapmak için? VLADÎMÎR: Ayağa kalkması için. ESTRAGON: Kendi kalkamıyor mu?VLADÎMÎR: Kalkmak istiyor. ESTRAGON: îyi, kalksın o zaman.VLADÎMÎR: Kalkamıyor. ESTRAGON: Niçin? VLADÎMÎR: Bilmiyorum.Pozzo kıvranır, inler, yumruklarıyla zemine vurur. ESTRAGON: Önce kemiği isteyelim. Eğer reddederse orada bırakırız onu.VLADÎMÎR: Bizim merhametimize mi kaldı demek istiyorsun? ESTRAGON: Evet.VLADÎMÎR: Ve hizmetlerimizi belli koşullara bağlamamız gerek, öyle mi? ESTRAGON: Ne?VLADÎMlR: Tamam akıllıca görünüyor. Ama korktuğum bir şey var. POZZO : Yardım edin! ESTRAGON: Ne?VLADÎMÎR: Lucky'nin birden kalkıp 108ESTRAGON: VLADÎMÎR : ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON:VLADÎMÎR: POZZO:ESTRAGON: VLADÎMÎR:ESTRAGON: VLADÎMÎR: POZZO:VLADÎMÎR: ESTRAGON:VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR:gidivermesinden korkuyorum. îşte o zaman yaraklara geliriz.Lucky mi?Dün sana vuranSana on kişiydiler dedim.Yo, ondan önce, sana tekme atan.

    42. Sayfa
    O burda mı?Baksana, hayat kadar kocaman. (Lucky'yi işaret eder.) Şu an hareketsiz. Ama her an tepesi atabilir.Yardım edin!îkimiz şunu bir güzel dövsek mi? Uyurken mi atılalım üstüne diyorsun.Evet.Tamam iyi bir fikir gibi gözüküyor. Ama yapabilir miyiz? Gerçekten uyuyor mu? (Bir an.) Yo, en iyisi Pozzo'nun yardım çağrısından yararlanmak olurdu. Yardım edin!Ona yardım etmek için-Yardım mı edeceğiz ona ? Dişe dokunur bir karşılık umduğumuzdan.Varsayalım ki o.Boş konuşmalarla zamanımızı harcamayalım! (Bir an. Şiddetle.) Fırsat varken bir şeyler yapalım! Her gün birilerinin bize ihtiyacı olmuyor. Aslında Özellikle bize ihtiyaç duymuyorlar. Başkaları da daha iyi olmasa bile, aynı derecede bizim yaptığımızı yapabilirlerdi. Kulaklarımızda 109ESTRAGON POZZO VLADÎMÎRESTRAGON VLADİMİRESTRAGON VLADÎMÎR POZZOçınlayan şu yardım çığlıkları bütün insanlığa yöneltilmiş! Ama burada, zamanın bu anında,istesek de istemesek de bütün insanlık biziz. Çok geç olmadan bundan yararlanalım! Zalimce bir alın yazısının bize layık gördüğü iğrenç, güruhu hakkıyla temsil edelim! Ne dersin? (Estragon hiçbir şey söylemez) Kollarımızı kavuşturup yardım etmenin iyi ve kötü yanlarını hesaplarken cinsimize kötülük etmediğimiz doğru. Kaplan hiç düşünmeden hemcinsinin yardımına koşar ya da çalılıkların kuytularına siner. Ama sorun bu değil. Sorun burada ne yaptığımız. Ve cevabı bildiğimiz için de mutluyuz. Evet, bu uçsuz bucaksız karmaşada kesin olan tek birşey var. Godot'nun gelmesini bekliyoruz -Haa!Yardım edin!Ya da gecenin çökmesini. (Bir an.) Buluşacağımız yere saatinde geldik ve bu da sonu işte. Aziz değiliz ama buluşacağımız yere saatinde geldik. Kaç insan böyle bir şeyle övünebilir?Milyarlarca. Öyle mi düşünüyorsun? Bilmiyorum. Haklı olabilirsin. Yardım edin. 110VLADÎMÎR : Bütün bildiğim, bu koşullar

    43. Sayfa
    altında, saatlerin uzun olduğu ve bizi- nasıl söylesem- alışkanlık haline gelene kadar, akla uygun görünen hareketlerle, kendileriyle oyalanmaya zorladıkları. Bunun aklımızın batağa saplanmasını engellemek için olduğunu söyleyebilirsin şüphesiz. Ama o zaten korkunç derinlikleri hiç bitmeyen gece içinde uzun süredir dolanmıyor mu? Arada bir merak ettiğim bu. Düşünmemi izleyebiliyor musun?ESTRAGON: (bir kereliğine özdeyiş söyler gibi) Hepimiz deli doğuyoruz. Bazıları böyle kalıyor. POZZO : Yardım edin! Fiyatını öderim!ESTRAGON: Ne kadar? POZZO : Yüz Frank!ESTRAGON: Bu kadar yetmez. VLADÎMÎR: Ben bu kadar ileri gitmezdim. ESTRAGON: Sence bu kadarı yeterli mi? VLADÎMÎR: Hayır, dünyaya geldiğimde kafadan çatlak olduğumu ileri sürecek kadar diyorum. Ama sorun bu değil.POZZO : îki yüz!VLADÎMÎR: Bekliyoruz. Sıkılıyoruz. (Elini kaldırır.) Hayır, itiraz etme, ölesiye sıkılıyoruz, bu açık. Tamam. Farklı bir şey oluveriyor,111o zaman ne yapıyoruz? Hiç karışmıyoruz, kuruyup gidiyor. Hadi, işe koyulalım! (Yığına doğru yaklaşır, büyük bir adım atıp durur.) Bir anda herşey yokolacak ve bir kez daha hiçliğin ortasında yalnız kalacağız!Kara kara düşünür. POZZO : tki yüz! VLADÎMÎR: Geliyoruz!Pozzo'yu ayağa kaldırmaya çalışır, başaramaz, bir daha dener, tökezler, düşer, kalkmaya çalışır, başaramaz. ESTRAGON: Neyiniz var sizin? VLADlMlR: Yardım et! ESTRAGON: Ben gidiyorum. VLADÎMÎR: Bırakma beni! Öldürürler!POZZO : Nerdeyim ben? VLADÎMÎR: Gogo!POZZO : Yardım edin! VLADÎMÎR: Yardım et! ESTRAGON: Ben gidiyorum. VLADÎMÎR: Önce beni kaldır, sonra berabergideriz. ESTRAGON: Söz mü? VLADÎMÎR: Yemin ederim! ESTRAGON: Bir daha hiç dönmeyeceğiz, tamam mı?VLADÎMÎR: Hiç! ESTRAGON: Pireneler'e gideriz.VLADÎMÎR: Nereye istersen. ESTRAGON: Hep Pireneler'de gezmek 112VLADÎMÎR: ESTRAGONVLADÎMÎR: POZZO: ESTRAGON VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR:ESTRAGON VLADÎMÎRESTRAGON VLADÎMÎR ESTRAGON VLADÎMÎR ESTRAGON VLADÎMÎRPOZZO VLADÎMÎR POZZO VLADÎMÎR ESTRAGONistemişimdir.Dolaşırsın.(geri çekilip). Kim osurdu?Pozzo.Burdayım! Burdayım! Acıyın! îğrenç!Çabuk ol! Elini ver bana!Ben gidiyorum. (Bir an. Daha yüksek bir sesle.) Ben gidiyorum.

    44. Sayfa
    Sanırım sonuçta kendi kendime kalkacağım. (Dener, düşer.) Er ya da geç.Neyin var senin?Çek git, gözüm görmesin! Sen orada mı kalıyorsun? Şimdilik.Hadi kalk, soğuk alacaksın. Dert etme beni.Hadi! Didi, ne bu keçi inadı! Elini uzatır, Vladimir telaşlatutar.Çek!Estragon çeker, tökezler, düşer. Uzun bir sessizlik.Yardım edin! Yetiştik.Siz kimsiniz? insanız.Sessizlik.Güzel toprak ana! VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON:Kalkabilir misin? Bilmiyorum.Denesene.Şimdi olmaz, birazdan. 113Sessizlik. POZZO: Ne oldu? VLADlMÎR: (hiddetle). Susacak mısın sen! Başbelası! Kendindenbaşka kimseyi düşündüğü yok. ESTRAGON: Kestirsek mi biraz? VLADlMÎR: Duydun mu ne dedi?Ne olduğunu öğrenmek istiyor. ESTRAGON: Boşver onu. Uyuyalım. Sessizlik. POZZO : Acıyın! Acıyın! ESTRAGON: (sıçrayarak). Ne oldu? VLADlMÎR: Uyuyor muydun?ESTRAGON: Herhalde. VLADÎMÎR: Gene şu Pozzo piçi. ESTRAGON: Sustur şunu. Apışarasına vur VLADlMÎR: (Pozzo'ya vurup). Kes sesini! Am biti! (Pozzo çığlıklar atarak Vladimir'den kurtulur, sürünerek uzaklaşır. Durup, bir körün davranışlarıyla ellerini havada hareket ettirir, yardım ister. Vladimir dirsekleri üzerinde onu izler.) Kalkıyor! (Pozzo çöker.)Düştü! ESTRAGON: Şimdi ne yapıyoruz? VLADÎMÎR: Belki sürünerek yanınagidebilirim. ESTRAGON: Bırakma beni! VLADÎMÎR: Yoksa seslensem mi? ESTRAGON: Evet, seslen. VLADÎMÎR: Pozzo! (Sessizlik.) Pozzo!(Sessizlik.) Cevap vermiyor. ESTRAGON: Beraber. 114VLADÎMÎR : ESTRAGON:VLADÎMÎR: ESTRAGON:VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR:ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON:VLADÎMÎR: ESTRAGON: POZZO:ESTRAGON: VLADÎMÎR:

    45. Sayfa
    ESTRAGON: POZZO: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON:VLADÎMÎR: ESTRAGON:Pozzo! Pozzo!Kımıldadı.Adının Pozzo olduğundan emin misin?(telaşla). Bay Pozzo! Geri dönün! Size zarar vermeyeceğiz!Sessizlik.Başka bir isimle seslenelim. Korkarım ölüyor.Eğlenceli olurdu.Eğlenceli olan ne?Başka adlar denemek, birbiri ardına. Zaman geçirtir. Eninde sonunda doğru ismi buluruz.Sana adı Pozzo diyorum.Şimdi görürüz. (Düşünür.) Hâbil! Hâbil!Yardım edin!Tam isabet!Bu işten usanmaya başladım. Belki öbürü de Kabil'dir. Kabil! Kabil!Yardım edin!Bütün insanlık bu adam. (Sessizlik.) Şu küçük buluta bak. (gözlerini kaldırarak). Nerde?Surda, en tepede.Eee? (Bir an.) Bunda ilginç olan ne?Sesssizlik.Hadi başka birşeyden söz edelim şimdi, ne dersin?Ben de tam bunu söyleyecektim. Ama neden?115VLADÎMÎR: Yaa!Sessizlik. ESTRAGON: Önce bir kalksak ha? VLADÎMlR: Bir şey kaybetmeyiz. Kalkarlar. ESTRAGON: Çocuk oyuncağı. VLADÎMÎR: istendi mi yapılmayacak şey yok. ESTRAGON: Eee şimdi?POZZO : Yardım edin! ESTRAGON: Hadi gidelim. VLADÎMÎR : Gidemeyiz. ESTRAGON:Niçin? VLADÎMÎR: Godot'yu bekliyoruz. ESTRAGON: Ha! (Umutsuzca.) N'apıcağız, n'apıcağız! POZZO : Yardım edin! VLADÎMÎR: Ona yardım etsek ya? ESTRAGON: Ne istiyor? VLADÎMÎR: Ayağa kalkmak istiyor. ESTRAGON: Öyleyse niye kalkmıyor? VLADÎMlR: Ayağa kalkmasına yardımetmemizi istiyor. ESTRAGON: Öyleyse niye etmiyoruz? Ne bekliyoruz?

    46. Sayfa
    Pozzo'nun ayağa kalkmasına yardım ederler, bırakırlar. Düşer. VLADÎMÎR: Tutmamız lazım. (Tekrarkaldırırlar. Pozzo ikisi arasında, kolları onların boynunda asılı durur.) Daha iyisiniz ya?POZZO : Siz kimsiniz? VLADÎMÎR: Tanımadınız mı bizi? POZZO: Körüm ben. 116Sessizlik. ESTRAGON: Belki geleceği görebiliyordun VLADÎMÎR: Ne zamandan beri? POZZO : Gözlerim çok keskindi, ama dost musunuz siz? ESTRAGON: (kahkaha atarak). Dostmuymuşuz! VLADÎMÎR: Yo, kendisinin dostu demek istiyor. ESTRAGON: Eee? VLADÎMÎR:Dost olduğumuzu kanıtladık, onayardım ettik. ESTRAGON: Tastamam. Dostu olmasak yardım eder miydik? VLADÎMÎR: Muhtemelen. ESTRAGON: Doğru.VLADÎMÎR: Şimdi bi de bunun hakkında laf salatası yapmayalım. POZZO : Eşkiya değilsiniz, değil mi? ESTRAGON: Eşkiya mı? Eşkiya gibi migörünüyoruz? VLADÎMÎR: Kahretsin görmüyor musun, adam kör! ESTRAGON: Kahretsin öyle. (Bir an.) Öyle söylüyor. POZZO : Bırakmayın beni! VLADÎMÎR: Nerden çıkarıyorsunuzcanım! ESTRAGON: Şimdilik. POZZO : Saat kaç? VLADÎMÎR: (göğe bakarak). Yedi... Sekiz... ESTRAGON: Hangi mevsimde olduğumuza bağlı. POZZO : Akşam oldu mu?Sessizlik. Vladimir ile Estragon günbatımına dikkatle bakarlar. 117ESTRAGON: VLADİMÎR: ESTRAGON:VLADÎMÎR: ESTRAGON:POZZO: VLADÎMÎR:ESTRAGON: POZZO:ESTRAGON: VLADÎMÎR:ESTRAGON: VLADÎMÎR:POZZO:ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR:Yükseliyor.İmkansız.Belki de şafaktır. Aptallaşma. Orası batı. Nerden biliyorsun? (kederli). Akşam oldu mu? Neyse zaten hereket etmedi. Sana yükseliyor diyorum.Niye cevap vermiyorsunuz? Şans tanıyın.(güven verici). Akşam oldu,Bayım, akşam oldu, gece olacak nerdeyse. Burdaki dostum bundan şüphelenmemi istiyor; itiraf etmeliyim ki bir an ben de şüpheye düştüm. Ama bu uzun günü boşuna geçirmedim, inanın bana günün son anları bunlar.(Bir an.) Kendinizi nasıl

    47. Sayfa
    hissediyorsunuz şimdi?Daha ne kadar çekeceğiz bunu. (Bir az bırakırlar, düşmek üzereyken yeniden yakalarlar.) Sütun muyuz biz yahu?Yanlış işitmedimse gözlerinizin iyi olduğunu söylüyordunuz.Keskin! Çok keskin! Sessizlik.(tedirgin). Açın biraz! Açın! Rahat bırak onu. Görmüyormusun, mutlu olduğu günleri düşünüyor. (Bir an.) Memoriapreateritorum bonorum- tatsız bir şey olmalı.Bilemeyiz.Birdenbire mi kör oldunuz? 118POZZO : Çok keskindi! VLADÎMÎR: Birdenbire mi kör oldunuz. POZZO : Güzel bir gündü,uyandığımda Talih kadar kördüm. (Bir an.) Kimi zaman hala uykuda mıyım acaba diye düşündüğüm oluyor. VLADÎMÎR: Ne zaman oldu?POZZO : Bilmiyorum. VLADÎMÎR: Fakat daha dün...POZZO : (hiddetle) Soru sormayın bana! Körlerin zaman kavramı yoktur. Zamanla ilgili şeyler de gizlenir onlardan. VLADÎMÎR: Hadi bakalım! Tersi olduğunayemin edebilirdim. ESTRAGON: Ben gidiyorum.POZZO : Neredeyiz? VLADÎMÎR: Tam bilmiyorum.POZZO : Düzlük denen yer olmasın burası sakın? VLADÎMÎR: Hiç duymadım.POZZO : Nasıl bir yer? ESTRAGON: (etrafa bakarak). Tanıma gelmez. Hiçbir şeye benzemiyor. Hiçbir şey yok. Bir ağaç var. POZZO : O zaman Düzlük değil. ESTRAGON: (çökmüş) Bir eğlence medet! POZZO : Uşağım nerde? VLADİMÎR: Buralarda.POZZO : Ben seslenince niye cevap vermiyor?VLADÎMÎR: Bilmem. Uyuyor gibi. Belki de ölmüştür. 119POZZO: ESTRAGON:VLADİMlR: POZZO:VLADÎMtR: POZZO:VLADÎMtR: ESTRAGON: POZZO:VLADÎMtR: ESTRAGON; VLADÎMÎR: POZZO:VLADÎMtR: ESTRAGON: POZZO:VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR:Ne oldu alla'sen? Alla'sen!îkiniz de kaydınız. (Bir an.) Ve düştünüz.Gidip baksanıza, yaralanmış mı? Sizi bırakamayız.

    48. Sayfa
    İkinizin birden gitmeniz gerekmez.(Estragon'a) Sen git.Bana yaptıklarından sonra mı? Asla!Evet evet, arkadaşınız gitsin, öyle kötü kokuyor ki. (Sessizlik.) Nebekliyor?Ne bekliyorsun? Godot'yu bekliyorum. Sessizlik.Ne yapması gerekiyor?Önce ipi çeksin, onu boğmadığı sürece istediği kadar sert çekebilir. Genellikle tepki verir buna. Vermezse, tekme atsın, mümkünse yüzüne ve mahrem yerlerine.(Estragon'a). Gördün mü,korkacak bir şey yok. Hatta öcünü alman için bir fırsat bu. Ya kendini savunursa?Hayır hayır, kendini savunmaz hiç.Ben imdadına yetişirim.Gözlerini benden ayırma. Lucky'ye doğru gider.Önce bak bakalım, yaşıyor mu? 120Ölmüşse kendini yormanın anlamı yok. ESTRAGON: (Lucky'ninüstüne eğilerek). Nefes alıyor. VLADÎMÎR: Hadi öyleyse.Ani bir öfkeyle Estragon Lucky'yi tekmelemeye, küfürler yağdırmaya başlar. Ama ayağını incitir veinleyip sekerek uzaklaşır. Lucky kımıldar. ESTRAGON: Ah hayvan!Tümseğe oturup çizmesini çıkarmaya çalışır. Fakat az sonra cayar, kollarını dizlerinin, kafasını da kollarının üstüne koyup uyumaya hazırlanır. POZZO : Yine ne oldu? VLADÎMÎR: Dostumcanını acıttı.POZZO : Ya Lucky? VLADÎMÎR: Demek o? POZZO : Ne? VLADÎMÎR: Lucky mi o?POZZO : Anlamıyorum. VLADÎMÎR: Sizde Pozzo'sunuz? POZZO : Tabii ki Pozzo'yum.VLADÎMÎR: Dünkü gibi yani?POZZO : Dün mü? VLADÎMÎR: Dün karşılaşmıştık. (Sesizlik.) Hatırlamıyor musunuz? POZZO: Dün kimseyle karşılaştığımıhatırlamıyorum. Ama yarın da bugün kimseyle karşılaştığımı hatırlamayacağım. Benden yardım ummayın.VLADÎMÎR: Ama.121POZZO : Yeter! Kalk domuz! VLADÎMlR: Satmak için pazaragötürüyordunuz onu. Bizimle konuştunuz. Dansetti. Düşündü. Siz de görüyordunuz. POZZO :Öyle diyorsanız öyle olsun.Bengideyim! (Vladimir çekilir.) Kalk! Lucky kalkar, yüklerini toplar. VLADÎMÎR: Buradan nereye gidiyorsunuz? POZZO : İleri. (Lucky, elinde yüklerle,

    49. Sayfa
    Pozzo'nun önündeki yerini alır.) Kırbaç! (Lucky herşeyi bırakır, kırbacı arar, bulur, onu Pozzo'nun eline verir, herşeyi tekrar yüklenir.) İp! Lucky herşeyi bırakır, ipin ucunu Pozzo'nun eline verir, herşeyi tekrar yüklenir. VLADlMÎR: Bavulda ne var?POZZO : Kum. (ipi sallar.) Yürü! VLADÎMÎR: Daha gitmeyin. POZZO : Ben gidiyorum. VLADlMÎR: Yardımsız kalınca ne yapıyorsunuz? POZZO : Kalkana kadar bekliyoruz. Sonra devam ediyoruz. Yürü! VLADÎMÎR: Gitmeden önce ondan şarkı söylemesini istesenize.POZZO : Kimden? VLADÎMÎR: Lucky'den.POZZO : Şarkı söylemesini mi? VLADÎMÎR: Evet. Ya da düşünmesini. Ya da şiir okumasını. POZZO : Ama o dilsiz.122VLADÎMÎR : Dilsiz mi? POZZO : Dilsiz. înleyemez bile-VLADÎMÎR: Dilsiz ha! Ne zamandan beri? POZZO : (aniden kızgın) Kahrolasızamanınızla bana yaptığınız eziyet yetmedi mi? İğrenç bir şey bu! Ne zamanmış! Ne zaman! Bir gün yetmiyor mu bu size, bir gün dilsiz oldu, bir gün ben kör oldum, bir gün sağır olacağız, bir gün doğduk, bir gün öleceğiz, aynı gün, aynı an, yetmiyor mu bu size? (Daha sakin.) Mezarın üstünde doğuruyorlar, bir an gün işiyor, sonra bir kez daha gece oluyor.(ipi çeker.) Yürü! Pozzo ile Lucky çıkarlar. Vladimir sahnenin sonuna dek onları izler, artlarından bakar. Düşüş sesi ve Vladimir'in yüzündeki ifadeden yine düştükleri anlaşılır. Sessizlik. Vladimir Estragon'a doğru gider, bir an ona bakıp düşünür, sonra sarsarak uyandırır.ESTRAGON: (vahşice hareketler, anlaşılmaz sözler. Sonunda.) Niye hiç bırakmıyorsun uyuyayım? VLADÎMÎR: Kendimi yalnız hissettim.ESTRAGON: Rüya görüyordum, mutluydum. VLADÎMÎR: Zaman geçirtti.ESTRAGON: Rüyamda... VLADÎMÎR: (sertçe). Anlatma! (Sessizlik.) Acaba gerçekten kör müydü?ESTRAGON: Kör mü? Kim? 123VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADİMÎR: ESTRAGON:VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR: ESTRAGON:VLADÎMÎR: ESTRAGON: VLADÎMÎR:ESTRAGON: VLADÎMÎR:ESTRAGON: VLADÎMÎR:Pozzo.Kör mü?Kör olduğunu söyledi ya bize. Ee, ne var bunda?Bana bizi görüyormuş gibi geldi. Rüya görmüşsün.(Bir an.) Hadigidelim. Gidemeyiz. Ha! (Bir an.) O olmadığından emin misin?Kim? Godot.Ama kimin? Pozzo.Yok canım! (Daha az emin). Yok canım! (Daha da az emin.) Yokcanım!Sanırım ben de kalkabilirim.

    50. Sayfa
    (Zorlukla kalkar.) Ahh! Didi! Artık ne düşüneceğimi bilmiyorum.Ayaklarım! ( Tekrar oturup çizmelerini çıkarmaya çalışır.) Yardım et bana!Başkaları acı çekerken benuyuyor muydum? Şu an uyuyor muyum? Yarın uyandığımda, ya da uyandığımı sandığımda bugün hakkında ne diyeceğim? Dostum Estragon'la, burada gece çökene değin Godot'yu beklediğimi mi? Pozzo'nun hamalıyla beraber gelip gittiğini mi, bizimle konuştuğunu mu? Muhtemelen. Ama bütün bunların içinde sahici olan ne olacak? (Estragon çizmeleriyle boşuna didiştikten 124sonra yine uyuyakalmıştır. Vladimir ona bakar.) Hiçbir şeyden haberi olmayacak. Bana yediğitekmeleri anlatacak, ben de ona bir havuç vereceğim .(Bir an.) Mezarın üstünde, zor bir doğum. Mezar-kazıcı oyalanarak, çukurun dibine aletlerini yerleştirir. Yaşlanacak zamanımız var. Hava çığlıklarımızla dolu. (Dinler.) Ama alışkanlık büyük bir uyuşturucu. (Yine Estragon'a bakar.) Bana da biri bakıyor, benim hakkımda da biri, uyuyor, hiçbir şeyden haberi yok, bırakın uyusun diyor.(Bir an.) Devam edemeyeceğim! (Bir an.) Ne demiştim?Telaşla bir oraya, bir buraya gider, sonunda sol çıkışta durur, kara kara düşünür. Sağdan Çocuk girer. Durur. Sessizlik.ÇOCUK: Bayım... (Vladimir döner.) Bay Albert... VLADÎMÎR: Hadi bakalım.(Bir an.) Benihatırlamıyor musun?ÇOCUK: Hayır Efendim. VLADÎMÎR: Dün gelen sen değildin. ÇOCUK: Hayır Efendim. VLADÎMÎR: Bu senin ilk gelişin.ÇOCUK: Evet Efendim. Sessizlik. VLADÎMÎR: Bay Godot'dan bir mesajın var.ÇOCUK: Evet Efendim. VLADÎMÎR: Bu akşam gelmeyecek. ÇOCUK: Hayır Efendim.125VLADÎMÎR: Ama yarın gelecek.ÇOCUK: Evet Efendim. VLADÎMÎR: Kesinlikle. ÇOCUK: Evet Efendim. Sessizlik. VLADÎMÎR: Kimseyle karşılaştın mı?ÇOCUK: Hayır Efendim. VLADÎMÎR: Ya iki...(duraksar)... adamla? ÇOCUK: Hiç kimseyi görmedim, Efendim. Sessizlik. VLADÎMÎR: O ne yapıyor, Bay Godot?(Sessizlik.) Beni duyuyor musun? ÇOCUK: Evet Efendim. VLADÎMÎR: Ee.ÇOCUK: Hiçbir şey yapmıyor Efendim. Sessizlik. VLADÎMÎR: Kardeşin nasıl? ÇOCUK: Hasta, Efendim. VLADÎMÎR: Herhalde dün gelen oydu. ÇOCUK : Bilmiyorum, Efendim.Sessizlik. VLADÎMÎR: (yumuşakça), bir sakalı var mı, Bay Godot'nun? ÇOCUK: Evet Efendim.VLADÎMÎR: Sarı mı yoksa... (duraksar)...siyah mı? ÇOCUK: Sanırım beyaz, Efendim. Sessizlik. VLADÎMÎR: Tanrı bizi korusun! Sessizlik. ÇOCUK: Bay Godot'ya ne söyleyeyim, Efendim?VLADÎMÎR: Ona...(duraksar)...beni gördüğünü ve...(duraksar)...beni gördüğünü 126söyle. (Bir an. Vladimir yaklaşır, çocuk geri çekilir-Vladimir durur, çocuk durur. Ani bir hiddetle.) Beni gördüğüne eminsin di mi, yarın gelip beni hiç görmediğini söyleme!Sessizlik. Vladimir ileri atılır, çocuk çekilip koşarak çıkar. Sessizlik. Güneş batar, ay yükselir. Birinci perdedeki gibi Vladimir hareketsiz ve başı öne eğik durur. Estragon uyanır, çizmelerini

    51. Sayfa
    çıkarır, her birini bir eline alıp ayağa kalkar ve gidip sahnenin önüne ortaya bırakır, sonra Vladimir'e doğru yürür:ESTRAGON: Neyin yar senin? VLADÎMÎR: Hiçbir şey.ESTRAGON:, Ben gidiyorum. VLADÎMÎR: Ben de. ESTRAGON: Uzun süredir uyuyor muyum?VLADÎMÎR : Bilmiyorum. Sessizlik.ESTRAGON: Nereye gideceğiz? VLADÎMÎR: Uzağa değil.ESTRAGON: A evet, hadi burdan uzağa gidelim. VLADÎMÎR: Gidemeyiz. ESTRAGON: Niçin?ESTRAGON: Yarın dönmek zorundayız.ESTRAGON: Niçin? VLADÎMÎR: Godot'yu beklemek için. ESTRAGON: Ha! (Sessizlik.) Gelmedi mi? VLADÎMÎR: Hayır. ESTRAGON: Artık çok geç. VLADÎMÎR: Evet, gece oldu.127ESTRAGON: Ya onu ekersek? (Bir an.) onuekersek? ESTRAGON : Cezalandırır bizi. (Sessizlik. Ağaca bakar.) Ağaç dışında herşey ölü. ESTRAGON: (ağaca bakarak). Ne bu? VLADÎMÎR: Ağaç. ESTRAGON: Evet, ama ne ağacı? VLADÎMÎR: Bilmiyorum. Söğüt.Estragon Vladimir'i ağaca çeker. Önünde hareketsiz dururlar. Sessizlik. ESTRAGON: Nedenkendimizi asmıyoruz? VLADÎMÎR: Neyle? ESTRAGON: Hiç ipin yok mu? VLADÎMÎR: Hayır. ESTRAGON: Öyleyse aşamayız.Sessizlik. VLADÎMÎR: Hadi gidelim. ESTRAGON: Bir dakika, kemerim var. VLADÎMÎR : Çok kısa o. ESTRAGON: Ayaklarıma asılırsın. VLADÎMÎR: Peki benimkilere kim asılacak?ESTRAGON: Doğru.VLADÎMÎR: Yine de göster bakalım.(Estragon, pantolonunu tutan bağı çözer, pantolonu ona göre çok büyük olduğundan ayak bileklerine düşer. Bağa bakarlar.) îdare eder. Ama yeterince sağlam mı? ESTRAGON: Şimdi görürüz. Tut.İkisi de bağın bir ucunu tutup, çekerler. Kopar. Düşecek gibi olurlar. 128VLADÎMÎR: Küfretmeye bile değmez.Sessizlik. ESTRAGON: Yarın dönmemiz gerekir mi diyorsun? VLADÎMÎR: Evet. ESTRAGON: O zaman sağlam bir ip getirebiliriz. VLADÎMÎR: Evet.Sessizlik. ESTRAGON: Didi. VLADÎMÎR: Evet.ESTRAGON: Ben böyle devam edemeyeceğim. VLADÎMÎR: Demek böyle düşünüyorsun. ESTRAGON: Ayrılalım mı? Bizim için daha iyi olabilir. VLADÎMÎR: Yarın kendimizi asacağız. (Bir an.) Tabi Godot gelmezse - Peki ya gelirse? VLADÎMÎR: Kurtuluruz.Vladimir şapkasını (Lucky'nin) çıkarır, içine dikkatle bakar, içinde elini gezdirir, sallar, üstüne vurur, tekrar giyer. ESTRAGON: Ee. Gidiyor muyuz? VLADÎMÎR: Pantolonunu çek.ESTRAGON: Ne? VLADÎMÎR: Pantolonunu çek. ESTRAGON: Pantolonumu indirmemi miistiyorsun? VLADÎMÎR: Pantolonunu ÇEK. ESTRAGON: (pantolonunun düşmüş olduğunu fark ederek). Doğru. Pantolonunu çeker. VLADÎMÎR: Ee? Gidiyor muyuz?129ESTRAGON: Evet, hadi gidelim. Kımıldamazlar.PERDEGodot'yu Beklerken Fransızca olarak, ilk defa Paris'in Sol Kıyısında Theatre de Babylone'da 1953 yılında sahneye kondu. 1954 yılında birtakım değişikliklerle Beckett tarafından İngilizce'ye çevrildi. Başka ülkelerde oynanmaya başladığında aldığı tepkiler farklıydı. Aykırı yapısı başarı elde edilmesini sağlıyordu. Avantgarde nitelenmiş pek az oyun böylesine çabuk klasik olmuştur. Eser, kuşkusuz zamanımızın - belki de tüm zamanların imgelemini

    52. Sayfa
    yakalamıştır. Hakkında yapılan yorumlar sürerken, Godot'yu Beklerken artık çağdaş yazının başyapıtı olarak tanınmaktadır ve tiyatro tarihinin bir parçası olmuştur.BİTTİ

Godot'yu Beklerken Videoları

  • 4
    2 hafta önce

    Godot'yu Beklerken - Samuel Beckett (İNCELEME ve ANALİZ)

  • 2
    2 hafta önce

    godot'yu beklerken (kısa film)

Godot'yu Beklerken Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Godot'yu Beklerken Ek Bilgileri

  • 0
    2 hafta önce

    bir gemiyi beklemek ıssız bir adada....bekleyeceğim,bekleyeceğim burada,beklenen gelecek,çünkü ben kurdum onun geleceğini çoktan!

  • 0
    19 saat önce

    Bu yazıya eklenen ek bilgi henüz editörlerimiz tarafından onaylanmadı..!

    Onay Bekliyor

Sende Bilgi Ekle

Bu yazının geliştirilmesine yardımcı ol.

Kapak Resmi
Sponsorlu Bağlantılar
Yazı İşlemleri
İlgili Yazılar
İlgili yazı bulunamadı..
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)

Bir şey Unutmadın mı ?

Bizi sonra tekrar bulmak için sitemizi aşağıdan beğenmelisin